Adettendir…

Adet öncesindeki hafta, ruhsal açıdan çalkantılı ve balans ayarı epey kaçmış bir dönem yaşarız. Günler bizim için fazla sinirli ve ani kararlarla aşırı duygusal geçer. En çok bildiğimiz 50 kelime arasında döner durur çemkirmelerimiz.

O dönemlerde en ufak tartışmada, cümleye “Sen zaten beni sevmiyorsun.” cümlesi ile başlar, “Voyi voyiii, Allah’ım ben ne günah işledim de bunları bana yaşattın.”la devam eder ve sonunda gözyaşı silahını kullanıp kendimizi acındırma eylemiyle günü sonlandırırız. Çünkü, günün sonunda vicdan yapar ve affedilmek için yavru sincap gibi geri adım atarız.

Bir gece önceki olayları tatlıya bağlamış olabiliriz ama daha bitmedi! Kabus devam ediyor:) Bir sonraki gün, olmadık bir sebep yüzünden aynı terane yeniden başlar…

-Niye öyle baktın??

-Hiiç öylesine..

-Ne demek “Hiç öylesine.” bu ne demek şimdi? Hı ne demek bu yani şimdi? Yaa, gerçekten çok anlaşılmaz ve tahammül edilemez biri oldun sen artık, nedir yani? Allah Allaaaah! Öylesineymiş. Hem biliyor musun bıdı bıdı bıdı… bıdı .. bıdı bıdı… Teallaaam yaa!! Öylesineymiş! miş ! miş!

(ağlamıcam.. ağlamıcam..)
(ağlamıcam.. ağlamıcam..)

Evde sakince film izlerken, gözlerimiz Şeker Kız Candy gibi dolmuş dolmuş, birden gözyaşlarımız akmaya başlar;

-Aaa bebeğim? Ne oldu neden ağlıyorsun? Filmden mi sıkıldın??

-Hüüü fırk fırk, hayır, film güzel, fırk, ben sadece bu kurt adama çok üzüldüm. Baksana, ana yok, baba yok başında, oradan oraya savrulup duruyor, garip.

Şaka olduğunu söyleeee Eceeee.
Şaka olduğunu söyleeee Eceeee.

Ya da sürpriiiiz bir kaç günlük depresyonumuz sebebi ile eşimiz işten erken gelmiş, bizim için nefis bir akşam yemeği hazırlamıştır. İşten gelip önce bu harika masa karşısında sevinçlere boğulur, tam yemeğe başlarken;

-Iy! Ay! Iyk! ne kokuyor? Bu ne eti böyle? Ay koktu bu bana yiyemeyeceğim.

-Kuzu eti bu hayatım. Kasap “Tavaya at, bir çevir, löp löp ye abi” dedi.

-KUZU ETİ Mİ? Kuzu eti ha! O savunmasız minik kuzuyu annesinin bağrından söküp almışlar, kesip vitrine koymuşlar ve sen de utanmadan, hiç acımadan alıp pişirdin öyle mi? Sana inanamıyorum hüüüüüüü anneme götür beniiiii…

Tüm bu duygusalık döneminde gece yarısı çikolata krizimiz başlar.

-Berkcaaan! Berkcan! Uyan Berkcaaaann! Mutfakta Çikolataaa kalmamış bir alıp gelsen ha, ne dersin hadi balım kalk hadiiiii!!!

çikolata

 

İşte böyle bir hafta değerli eşlerimizi, erkek arkadaşlarımızı tüketiriz. Bir kaç güne kalmaz regl oluruz. Ruhsal açıdan zor günler yaşamışızdır sonunda adet dönemimiz başlamıştır. Biyolojik saatin devreye girmesi ile güven ve huzur duygularının önemi artmaya başlar. Bir gardrop dolusu kıyafetten kombin seçememe, salaş takılsam daha iyi, ben bir lavaboya gitsem cümlelerini sık sık kullanmaya başlar ve kendimizi her an kontrol etmeye çalışırız… Bu noktada ihtiyacımız olan iki şey vardır. Bir psikolojimizi düzeltecek bir eş iki güvende hissettirecek bir ped…  Yeni nesil pedlerin içinde kendimizi en güvende, huzurlu ve hijyenik, diken üstünde durmak yerine, ipeksi bir dokunuş gibi konforlu ve rahat hissetmek için Molped Soft Care dünyasını keşfetmenizi öneririm.

molped

Tavsiyem cebinizde şimdi koşar adım kendinizi vücudumuzun isyanlarına bırakabilirsiniz. Bu isyanlar da çoğunlukla gerçekten çekilmezdir. Saçlarımız daha erken yağlanır, fönümüz tutmaz, göbeğimiz önden gider, göğüslerimiz olmadığı kadar şişer ve hassaslaşır. En kötüsü de yüzümüzün en görünen yerinde kafamızdan daha büyük, kocaman kırmızı bir sivilce çıkmasıdır. Biz bütün bunlarla, eşimiz ya da erkek arkadaşımızsa bizimle baş etmeye çalışır.

Bu dönemleri en az hasarla tamamlamak, sevdiklerimizi kırıp dökmemek için, aynı dönemlerde kendimizi bir rehabilitasyon merkezine yatırmayı ve içimizdeki fırtına dinene kadar da saklandığımız yerden çıkmamayı öneriyorum:) Herkesin ruh sağlığı için en akıllıcası olur.

Comments

comments

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir