Adriyatik Denizi’nde Gemi Yolculuğu

Bugün size, 15 Temmuz 2014 tarihinde, Adriyatik Denizi’nde, İtalya’nın Bari Limanı’yla, Yunanistan’ın Igoumenitsa Limanı arasında yaptığımız gemi yolculuğumuzu anlatacağım.

harita

Bari, İtalya’nın güneydoğusunda, Adriyatik Denizi kıyısında bir sahil kenti. Igoumenitsa (İgumeniça), 1479-1913 yılları arasında Osmanlı egemenliğinde kalmış, Yunanistan’ın şirin bir sahil kasabası. İtalya’ya yakın bir konumda olmasını, deniz ulaşımı açısından avantaj olarak değerlendirip günümüzde önemli bir liman kenti olmuş. Feribotumuz ise 1990’lardan bu yana, Adriyatik Denizi’nde, İtalya ile Yunanistan arasında günlük sefer yapan, Superfast Ferries adlı bir Yunan feribotu. Hani, 28 Aralık 2014 tarihinde denizin ortasında, içindeki 500’e yakın insan, 250’ye yakın araç ile yanan feribot gibi. Zaten haberlerde, Yunanistan’dan Bari’ye giden feribotun Adriyatik Denizi’nin ortasında yandığını, ölen 12 ve kaybolan 15 kişinin içinde Türklerin de olduğunu duyduğumda, bir kaç ay önce, aynı güzergahta yolculuk yapmamız nedeniyle, kazazedeleri kendimle özdeşleştirip çok üzülmüştüm. Feribota bindiğimde içimde rahatsız bir ürpertiyle can yeleklerinin ve kurtarma filikalarının nerede olduklarını göz ucuyla kontrol ettiğimi hatırlayıp yolcuların saatler sonra gelen kurtarma ekiplerini beklerken neler hissettiklerini tahmin etmek bile istememiştim.

20140716_053003

2014-07-15 21.39.49
Süperfast Feribot

Pompei’den taşlaşmış insanları bile göremeden ayrılıp aceleyle Bari’ye doğru yola çıkmamızın nedeni, limandan akşam saat yedide ayrılacak işte bu feribota yetişebilmekti. Temmuz ayının 15’inde, önceden rezervasyonumuzun yapılan feribotu kaçırırsak bir sonraki feribota yer bulmanın imkansız olduğunu, bunun da otobüste geçireceğimiz bir gece daha demek olduğunu çok iyi biliyorduk. Yolda mola bile vermeden, üç saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra limana nihayet girebilmiştik.

20140715_195444
Bari Limanı

Feribotumuzun, hala limanda demirli olduğunu görmek bizi çok rahatlatmıştı. Ucu ucuna yetişmiştik. Rehber tarafından alınarak bize dağıtılan biletlerimizle feribota binip alt katta araçların park edildiği alandan yukarıya çıkıp pulman bölümündeki koltuklara yerleştik. Eşyalarımızı bırakır bırakmaz da uzaklaştığımız limanı ve gün batımını izlemek üzere kendimizi dışarı attık. Güvertenin köşesinde bir şişme yatak olduğunu görünce, koltuk biletlerinin dışında güverte biletlerinin de olduğunu öğrenmiş oldum. Ben yataklı kamara isteğindeyken bir koltuğu bile olmayanlar da varmış. Gerçi gemi kafeteryasının rahat koltukları, dışarıdaki plastik sandalyeler ya da şişme yatak ve çadır da, temmuz ayının ılık esintisi ve gökteki yıldızlarla birleşince, fena seçenekler sayılmazdı. 🙂 Kamaraya geçip geçemeyeceğimi sorduğumda ise kamaraların sınırlı sayıda olduğunu ve öncelikle araç sürücülerine verildiğini öğrendim.

692

Feribottayken, aklıma, çocukken babamla İstanbul’a gittiğimizde bindiğimiz, Harem- Sirkeci arabalı vapurları geldi. Bir geminin, bir sürü taşıtı içine almasını, dev bir canavarın koca ağzını açıp bir sürü şeyi yutmasına benzetirdim. Bir sürü araç, nasıl bu küçücük vapura girebiliyor ve taşınabiliyor diye düşünürdüm. Vapurun seyyar satıcıları da çocukluğumun anıları arasında… Ellerindeki çantaları yere bırakarak, kullanımını ve yararlarını ballandıra ballandıra anlattıkları dikiş setlerini, tarakları, din kitaplarını, çengelli iğneleri şov yaparak bize gösterirlerdi. Sahne tozu yutmuşlara bile şapka çıkarttıracak kadar yetenekliydiler. Her satılanı almak istediğimi -çoğu zaman da aldığımızı- vapurun gevrek simitlerini ve bu simitlere ortak olan boğazın fırsatçı martılarını da çok net hatırlıyorum. Epictetos, Jorge Amado ve Doğan Cüceloğlu; “ Bir insanın anavatanı çocukluğudur.” diyerek ne kadar doğru bir tespitte bulunmuşlar. Bizi biz yapan, kim olduğumuz, nereli olduğumuz, kimlerden olduğumuzdan ziyade, çocukluğumuzdaki yaşanmışlıklar değil mi?

2014-07-15 21.34.01
Adriyatik Denizi’nde Gün Batımı

2014-07-15 21.38.20

Adriyatik’in ortasında nefis bir gün batımı manzarası seyrettikten ve karnımızı da doyurduktan sonra bu yorgunluğun üzerine ne iyi gider? Tabii ki güzel bir uyku. Yatak rahatlığındaki koltuklarımıza yerleşip derin bir uykudan sonra, içinde Türkçe’nin de olduğu bir kaç dilde yapılan anonslarla uyanıp gün doğarken Igoumenitsa’ya vardığımızı anladık.

20140715_200430

Bir hafta sonraki yazımda Makedonya’nın Ohri şehrinde buluşmak üzere, kazasız belasız günlerde sağlıcakla kalın…

Comments

comments

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir