Annelerin Korkuları

Zaman zaman hepimiz, hayatın her alanında küçük veya büyük kazalar yaşayabiliriz. Evde, okulda, iş yerinde hatta sokakta, trafikte. Bunlar için elimizden geldiğince önlemimizi alırız, almak isteriz. Bunlardan bir tanesi, daha önceki bir yazımda bahsettiğim, bebek ve çocuklar için oto koltuğu kullanımıdır. Fakat bazen elimizden birşey gelmez, gelemez. Bilmiyorum buna ne demek gerekiyor, kader mi başka bir şey mi?

Oğlum doğduktan sonra en korktuğum şey, ev kazaları ve benzer küçük kazalardı. Hamileyken, merdiven inip çıkarken bile korkardım. Hep düşecekmişim gibi gelirdi. Tutuna tutuna ve yavaşça inip çıkardım. Dördüncü katta ve asansörsüz bir evde oturduğumuzu göz önüne alırsak, her günümün bu şekilde geçmesi, aynı zamanda zihinsel olarak da yoruyordu beni. Ama engel olamıyordum.

Oğlum doğduktan sonra başka şeylerden de korkmaya başladım. Ama sanıyorum ki, yalnız ben değilim bunu yaşayan. Sanırım pek çok anne böyledir. Mesela ölmekten çok korkar oldum. Daha hamileyken, “Ya doğum esnasında ben ölürsem ve oğlum hayatta kalırsa, ne olur? Ona kim bakar? Benim kadar iyi bakabilirler mi? Oğlum eksik büyüyecek. Anne sütü bile alamayacak…” diye dertlenirdim. Çocuğu olmayan birine bu cümleleri sarf etseniz yüzünü buruşturup “Saçmalama!” diyecektir ama anne olanlar anlar hamilenin halinden.

Oğlumun büyüme sürecinde, ev içi kazalardan korkmaya başladım. Ya düşer de kafasını çarparsa, ya üstüne bir şey düşerse, ya eline alıp incelediği ve ağzına götürerek tanımaya çalıştığı cisim bir yerine batarsa, ya karşıdan karşıya geçerken kırmızıda durmayan bir araba bize çarparsa, ya ya ya… O kadar çok kötü olasılık var ki hayatta insanın aklına gelebilecek ve gelemeyecek. Ama bunlarla yaşanmaz. Çünkü, bu kötü olasılıkları düşünerek hiçbir şey yapamaz, hareket bile edemeyiz. O zaman hayat bizim için daha güzel olmaz ki! Tersine, çekilmez bir yer haline gelir.

kaza

Elbette başımıza gelebileceğini düşündüğümüz, öngördüğümüz kazalar için önlemlerimizi alacağız. Sonra da yaşamaya devam edeceğiz. Bazen hiç aklımıza gelmeyen şeyler başımıza gelebilecek. Çünkü on kaplan gücünde ve üç ahtapot hareketliliğinde bebekler büyütüyoruz. Bazı şeyler olabilir, gözden kaçabilir, bir anda başımıza gelebilir. Bunlar çok normal. Yeter ki, ne bizim, ne de çocuklarımızın canını tehlikeye atmayacak şeyler olsun.

Hepimiz gözlerimizi dört açarak dikkat ediyoruz, ama olur ya, bebeğimiz bizim gözetimimizdeyken bir kaza geçirirse, önemli olan onun sağlığına kavuşması. Kendimizi suçlayarak duygusal çöküş yaşamaktansa bebeğimizin sağlığı için hayata daha sıkı sarılalım. Çünkü bebeğimizin her zaman, her koşulda bize, annesine ihtiyacı var.

Kazasız mutlu günler dilerim.

Comments

comments

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir