Aşure Tarifi

Biliyorsunuz Muharrem ayına girdik. Bu ay geleneksel tatlımız olan aşurenin de sıkça yapıldığı bir aydır. Ben de bu yazımda sizlere hem güzel bir aşure tarifi vermek ve  hem de Muharrem ayı ile ilgili internette okuduğum ve hemen herkesin bildiği bazı güzel bilgileri paylaşmak istedim. Önce aşure tarifimizle başlıyorum. Tarifin hemen ardından da internetten bulduğum bilgileri vereceğim. Gelelim aşure tarifimize… Ben bu tarifimi genellikle iki katı malzeme kullanarak yapıyorum ve sevdiklerimle paylaşarak bu güzel lezzetle herkesi mutlu etmiş oluyorum.

20131126_000449

 

Malzemeler

  • 500 gr. aşurelik buğday
  • 250 gr. nohut
  • 250 gr. kuru fasulye
  • 250 gr. kurutulmuş sarı üzüm
  • 250 gr. mısır
  • 1/2 su bardağı pirinç
  • 1 kilo şeker
  • 250 gr. kayısı
  • 250 gr. incir
  • 1 tutam tuz

Üzerini Süslemek İçin

  • 1 adet nar
  • 150 gr. badem
  • 150 gr. ceviz
  • 150 gr. fındık
  • 100 gr. dolmalık fıstık
  • 150 gr. file Antep fıstığı
  • 50 gr. tarçın
  • 50 gr. susam
  • 50 gr. hindistan cevizi
  • 4-5 adet karanfil (Bir cezve su ile kaynatılıp istenirse süsleme sonrasında üzerine ilave edilir)

Yapılışı

Buğday, kuru fasulye ve nohutu ayrı ayrı kaplara koyup üzerine su ilave edip bir gece bekletelim. Sabah olunca sularını süzerek ayrı tencerelerde üzerini geçecek kadar suyla birlikte haşlayalım.

Buğdayımızı aşureyi kaynatacak olduğumuz büyük tencerede kısık ateşe koyalım. Suyunu süzmeden diğer malzemeleri ilave edeceğimiz için ön hazırlığımızı yapmış olalım. Kaynamaya bıraktığımız bakliyatlarımızın üzerinde oluşan köpükleri kevgir yardımıyla alalım ve iyice pişinceye kadar kaynatmaya devam edelim.

Bu arada kuru üzümü ayrı bir kabın içersinde ıslatalım ki sarı suyunu bıraksın. İncir ve kayısılarımızı güzelce yıkayıp süzdükten sonra kağıt havlunun üzerinde bekletelim ve arzu ettiğimiz büyüklükte doğrayalım. Ben genelde 9 eşit parçaya bölmeyi tercih ederim, çok büyük olmasından hoşlanmadığımdan dolayı… Kuş üzümlerimizin de saplarını dikkatlice ayıklıyalım ve yıkayıp, süzelim. Ardından kağıt havluyla ya da temiz mutfak bezimizin üzerinde kurutalım.

Narımızı güzelce ayıklayalım. Nar ayıklamak genelde hepimizin en çok zorlandığı şeydir. Aslında çok pratik bir yöntemi var, aklıma gelmişken sizlerle de paylaşayım istedim. Narın sap kısmından bir bıçak yardımıyla kare şeklinde kesip kapağı kaldırdıktan sonra beyaz zarlarını ve tanelerini göreceksiniz. İşte o beyaz zar kısmını da bıçağımızla portakalı keser gibi yukardan aşağı doğru kesip, bölersek nar tanelerini zedelemeden bir çırpıda çıkarabildiğinizi göreceksiniz. Benden söylemesi…

Bu arada haşlanmakta olan fasulye ve nohudumuzun kontrolünü yapalım, altını kapatalım ve süzelim. Buğdayımızın suyu çorba kıvamına geldiği zaman nohut, kurufasulye, mısır ve pirincimizi de ilave edelim. Birlikte biraz kaynadıktan sonra kıvamı koyu gelirse sıcak su ilavesi yapabilirsiniz. Su ölçüsü vermiyorum çünkü her bakliyatın cinsine göre pişerken gerekli su miktarı değişebilir. Bu arada sürekli karıştırmayı ihmal etmeyelim ki aşuremizin dibi tutmasın. Birkaç taşım kaynattığımız helmelenmiş olan balkiyatlarımıza artık kayısı, incir ve üzümü ilave edelim.

Tüm malzememizi birleştirip biraz daha kaynattıktan sonra şekerimizi ilave edelim. Şeker ölçüsünü damak tadınıza göre arttırıp, eksiltebilirsiniz. Biraz daha kaynattıktan sonra aşuremizi ocaktan alalım ve kepçe yardımıyla kaselerimize boşaltalım.

Aşure pişirilirken bazıları süt ve nişasta ilavesi yapabiliyor. Ben yapmaya gerek duymuyorum çünkü aşureme incirleri en son ilave ettiğimden dolayı rengi gayet güzel oluyor. Ayrıca kıvamı yerinde olduğundan nişasta ilavesi gerekmiyor ama eğer suyu fazla kaçırdıysanız bağlamak için 1 bardak sütün içerisine nişasta ilave edebilirsiniz yada dilerseniz buğdayımızı pişirirken 1 su bardağı kadarını ayırıp, blenderdan geçirip daha sonra kaynamakta olan aşureye ilave edebilirsiniz.

Kaselere bölüştürdüğümüz aşurelerimiz biraz soğuyup üzeri kabuk bağladığında üzerini süsleyebilirsiniz. Dilediğiniz şekilde badem, fındık, fıstık, kuş üzümü, tarçın, hindistan cevizi, susam ve narla süsledikten sonra, dilerseniz 3-5 adet karanfil tanesini bir cezvede kaynatarak kaselerin üzerine 1 çay kaşığı dökebilirsiniz yada gülsuyu ilave edebilirisiniz.

Bu tadlara alışık olmayanlar açısından dağıtacağımız aşureye koymayı ben tercih etmedim ama aslında karanfilin o hoş tadını aşuremi yerken damağımda hissetmekten çok hoşlanırım.

Allah hepimizin yapmış olduğu aşuresini kabul etsin.

Rabbim bolluk ve bereket nasip eylesin inşallah.

Afiyetler olsun,

Amin…

**************

Muharrem Ayı ve Aşura Günü’nün Anlam ve Önemi*

Hicri takvime göre yılın birinci ayı olan Muharrem Arapça bir kelimedir. Kelime kökü olarak ‘haram’dan türemiş bir kelimedir. Sözcük karşılığı ise; haram olan, yasaklanan anlamına gelmektedir. Araplar İslam öncesi dönemde (cahiliye döneminde) dahi, kabile yaşantısının bencilliklerinden kaçınarak, Arabi ilk ay olan “Muharrem” ayında birbirlerine savaş açmak gibi “yasaklanan” fiillerden kaçınır ve uzaklaşırlarmış.

Aşura Günü ise Muharrem ayının onuncu günüdür. İslam inancında bu günde birçok önemli olay meydana geldiğine inanılır ve bu güne kıymet atfedilir. Aşura’nın Arapça’da 10 manasına gelen ‘aşara’ kelimesinden türemiştir. Sözcüğün Sâmi diller arasında ortak olduğu düşünülmektedir. Aşura, Musevilik inancında da Büyük Kefaret Gün olarak kullanılmıştır.

Aşure, Aşura

Aşure, Kamerî ayların ilki olan Muharrem`in onuncu gününe verilen bir isimdir. Âşûre günü adını alan bu günde oruç tutulurdu. Âşûre orucu denen bu oruç, İslâm`dan önce Araplarca bilinirdi. Âşûre kelimesinin İbrânice aşûr`dan geldiği ve o günde Araplar`ın oruç tuttuğu dikkate alınırsa, kelimenin bütün Sâmî diller arasında ortak bir kelime olduğu anlaşılır. (Buhârî, Savm, 1; Umdetü`l-Kârî fi Şerhi Sahîhi`l-Buhârî, V, 351)

İslâm bilginleri aşûre orucunun vacip değil, sünnet olduğunda görüş birliği etmişlerdir. Yalnız İslâm’ın başlangıcındaki hükmü konusunda, Ebû Hanîfe vacip derken, İmam Şâfiî müekked bir sünnet olduğunu söylemiştir. Ramazan orucu farz kılındıktan sonra, bu oruç müstehap olmuştur. Özellikle Hz. Nûh`un gemisinin bugünde tufandan kurtulup Cudi dağının tepesine oturduğunu anlatan söylentiler önemlidir. Âşûre adlı tatlının menşei de buna dayanır. Gemidekiler o günü kutlamak istemişler ve geminin ambarında arta kalan erzakı karıştırıp bir aş pişirmişler. İşte aşûre pişirme âdeti buradan kalmıştır. Yine Âdem (a.s.)’in tövbesinin bu günde kabul edildiği, Hz. İbrahim`in bu günde ateşten kurtulduğu, Hz. Yakub’un, oğlu Hz. Yusuf’a bu günde kavuştuğu kaynaklarda kaydedilen rivayetler arasındadır.

Kaynak

Star Gazete

Comments

comments

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

1 Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir