Avrupa Turu Hikayemizin Son Gününde Selanik ve Kavala

Bugün, Yunanistan’ın, Atina’dan sonra en büyük ikinci kenti olan Selanik’teyiz. Bu şehirle ilgili olarak; kuruluşunun M.Ö. 315’li yıllara dayandığı, adını Büyük İskender’in kız kardeşi Thessalonike’den aldığı, 1492-1912 yılları arasında Osmanlı idaresinde Yahudilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların barış içinde yaşadığı bir şehir olduğu gibi pek çok şey söylenebilir. Ama benim için Selanik’in tek anlamı, “Atatürk’ün doğduğu şehir” olması.

Selanik Atatürk'ün Doğduğu Ev
Selanik -Atatürk’ün Doğduğu Ev-

Biz 16 Temmuz gecesi, Üsküp’ten otobüsle yola çıkıp doğan yeni günle beraber Selanik’e varmıştık. 17 günlük Avrupa turumuzun son günündeydik ve bacaklarımın ağrısı dışında her şey yolunda gidiyordu. İleri venöz yetmezliğiniz varsa, on günü aşmayan gezi programları seçmenizi öneririm. Çünkü benim bacaklarım, bu tempoya ancak 10 gün dayanabildiler. İlaçlarımı düzenli kullanmama rağmen, ağrı ve zonklama hissi beni rahatsız edecek boyuta ulaştı. Bacaklarımı, müthiş bir akrobasi hareketiyle oturduğum koltuğun yanındaki cama dayayıp yukarı kaldırmak, ağrım dayanılmaz olduğunda başvurduğum bir yöntemdi. Bu arada yol arkadaşım Demet’in yardımları ve özverisi için buradan, bir kez daha, teşekkür etmek istiyorum. Izdırabımın fazla olduğunu anlayıp ya bana ayaklarımı uzatabileceğim bir yer ayarlamaya çalıştı ya da  otobüsün içinde komşuculuğa giderek kendi koltuğunu bana verdi. Bir saat bile ayaklarımı uzatabilmek inanılmaz rahatlatıcıydı. Hani Orhan Veli’nin nasırından çektiği kadar, ben de varislerimden çektim diyebilirim. 🙂

Böyle rahatsız bir geceden sonra, otobüsten inip Ege Denizi’nin esintili havasını ciğerlerime çekerek sahil yolunda yürümeye başladığımda kendimi bir an İzmir’de Kordon’daymışım gibi hissettim. Kısa bir yürüyüşten sonra deniz kıyısında Beyaz Kule göründü.

20140717_053438
Beyaz Kule

Beyaz Kule, Osmanlı döneminde zindan olarak kullanılıyormuş. Şehir Osmanlı yönetiminden çıkıp Yunanlara geçince, geçmişin izlerini silmek için beyaza boyanmış, adını da buradan almış. Zamanla, boyanın dökülmesiyle eski görüntüsüne dönmeye başlayan kule, Selanik’in simgelerinden biri.

Deniz kıyısından yukarı doğru yürüdüğümüzde ise şehrin başka bir simgesine, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1881 yılında doğduğu eve ulaştık. 1933 yılında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 10. yılında, Yunanistan, dostluk mesajı olarak evi ülkemize hediye etmiş. Günümüzde de hala “Atatürk Evi Müzesi” olarak kullanılıyor.

Selanik Atatürk'ün Doğduğu Ev
Selanik Atatürk’ün Doğduğu Ev

20140717_061139

IMG_3891

Selanik’ten yola çıkıp bir buçuk saat kadar yol aldıktan sonra, Ege Denizi’nin kıyısında, tarihi köklerimizin olduğu başka bir şehir olan Kavala’ya ulaştık. Limanın çevresinde yürüyüp lezzetli Kavala kurabiyelerinin tadına baktık. Kendimizi o kadar yorgun hissediyorduk ki sahilden görünen ortaçağ kalesine gitmeyi göze alamayıp sadece uzaktan bakmakla yetindik.

Kavala
Kavala
Kavala

Artık tek düşüncemiz, İstanbul’a zamanında varıp uçağımıza yetişebilmekti. Sınır kapılarımızdaki bekleme sürelerinin bazen çok uzun olması bizi tedirgin ediyordu. Avrupa Birliği’nde sınırların kalkması, ülkeler arasında her seferinde pasaport kontrolü çilesinden bizi kurtarmıştı. İpsala Sınır Kapısı’ndaysa korktuğumuz kadar uzun beklemedik. Ülkemize giriş yaparak da  Avrupa turumuzu, sağ salim bitirmiş olduk. 13 Avrupa ülkesinin, 28 şehrinde, bir sürü güzel yer görmek ve cebimizde bir sürü güzel anıyla geri dönmek bence paha biçilemezdi.

Başka zamanlarda, başka yerlerde buluşuncaya kadar hoşça kalın…

Comments

comments

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir