Balkanların İncisi: ÜSKÜP

Bugün Makedonya’nın başkenti Üsküp’teyiz. Beş yüz yıl Osmanlı egemenliğinde kalan Üsküp, Balkan Savaşları’ndan sonra Sırbistan’ın kontrolüne girmiş. Sonrasında, geçen hafta Ohri (tık) yazısında anlattığım aynı sancılı süreç. Acılar içinde geçen yıllardan sonra, 1991 yılında, Yugoslavya’nın dağılmasıyla Makedonya’nın başkenti olmuş.

Biz 16 Temmuz’da, otobüsümüzle Ohri’den yola çıktıktan yaklaşık üç saat kadar sonra, gün batarken Üsküp’e ulaştık. Türk Çarşısı’nın üst taraflarına otobüsümüzü park edip merdivenlerle, yavaş yavaş akşam karanlığı çöken tarihi çarşıya indiğimizde dükkanlar kapanmaya başlamıştı. Çarşının içinde yürürken karşımıza tarihi Davut Paşa Hamamı çıktı. Hamamdan hemen sonra ise, Osmanlı köprüsü olan Taş Köprü’ye vardık.

20140716_202201
Üsküp (Skopje) ve Taş Köprü

Üsküp’e gelen herkesin merak edip görmek istediği bu köprüyü, yedinci Osmanlı padişahı II. Mehmet, 1451-1469 yılları arasında yaptırmış. Bu nedenle Fatih Sultan Mehmet Köprüsü olarak da adlandırılan köprü, şehrin ortasından akan Vardar Nehri üzerinde yer alıyor. Köprünün ortasında bulunan Osmanlı döneminden kalma kitabe, kısmen korunmuş durumda. Fatih Sultan Mehmet’in tam burada, orucunu açıp askerleriyle namaz kıldığı rivayet ediliyormuş.

20140716_201234
Üsküp Fatih Sultan Mehmet Köprüsü

Köprüden karşıya geçince, yeni düzenlenen bir meydan olan, şaşaa içindeki Makedonya Meydanı’na ulaşıyorsunuz. Taş Köprü’nün bir tarafında yeniden yapılanma ve modern binaların diğer tarafındaysa bakımsızlık ve sessizliğin hakim olduğunu görebiliyorsunuz. Rehberimiz, genellikle Türk, Boşnak, Arnavut azınlıkların bir yanda, Makedon ve Sırpların diğer yanda yaşadığını söyledi. Ey, gönlümüzde derin bir yeri olan Vardar Nehri! Kaderinde halkları ikiye ayırmak da varmış demek. 🙁

Makedonya Arkeoloji Müzesi
Makedonya Arkeoloji Müzesi

Makedonya Meydanı, Makedon yetkililerin geliştirdikleri Üsküp 2014 adında bir yeniden yapılandırma projesi içinde yer alıyormuş. Bütçenin ve Avrupa Birliği fonlarının büyük bölümünün, Makedon-Ortodoks Hıristiyan kültürüne yönelik bu projeye harcanması, halkın üçte birinin işsiz olduğu ve aylık ortalama gelirin 300 avro olduğu Makedonya’da tepkiyle karşılanmış. Çalışmaların, Osmanlı ve Türk izlerini silmeye yönelik olduğu ise çok aşikar. Şehirde bir sürü yer varken, Osmanlı döneminde şehrin merkezi olan tarihi hamamın ve Taş Köprü’nün hemen yanına devasa heykeller ve Helenistik dönemi hatırlatan abartılı yapılar inşa etmek, başka türlü nasıl açıklanabilir ki? Hatta meydanının ortasına dikilen 20 metreden yüksek Büyük İskender Heykeli, Yunanlılarla Makedonların arasını açarak kültürel miras kavgasına neden olmuş. Yunanistan, Büyük İskender’i Helen kökenli olduğu için sahiplenerek bu yeni heykele tepki gösterince, Makedon yetkililer heykelin adının “Atlı Savaşçı” olduğunu söylemişler. Çevresinde bir sürü modern heykellerin de olduğu bu anıt, anlayacağınız Büyük İskender olarak yapılmış ama sonra çevir kazı yanmasın olayı olmuş. 🙂

Makedonya Meydanı ve Büyük İskender Heykeli
Makedonya Meydanı ve Büyük İskender Heykeli
1661481_10153023568717440_5805919872916395329_n
Makedonya Meydanı-Büyük İskender’in babası Kral II. Filip Heykeli

Benim meydanda en beğendiğim, ana-oğul heykeli oldu. Her bir yanında, kadın ve çocuğun değişik evrelerinin canlandırıldığı heykelin bu yüzü bana, oğlum Yalın’la olan geçmişimizi hatırlattı. Zaten çektiğim fotoğrafı hemen Whatsapp’tan Yalın’a attım ve Yalın da bana “Anne, aynı senle ben.” dedi. Ben de Makedon yetkililerle polemiğe girip oğlumla benim heykelimi nasıl yaptınız diyebilirdim mesela. 🙂

Makedonya Meydanı
Makedonya Meydanı

Üsküp’ü gece karanlığıyla baş başa bırakıp Yunanistan’a doğru yola koyulduk. Gelecek haftaki yazımda, Selanik’te buluşuncaya kadar sevgi ve barış içinde kalın…

Comments

comments

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir