Beklenmedik Bir Avrupa Turu Hikayesi – Balıkçı Kasabası Volendam

4 Temmuz 2014 Cuma günü akşam saatlerinde Prag’dan, Hollanda’ya doğru otobüsle yola koyulduk. Biz otobüsün rahatsız koltuklarında yorgunluktan sızmış bir halde uyurken, Almanya’dan geçip Hollanda’ya varmışız. Sabah uyanıp otobüsün camından dışarı bakınca, su kanallarıyla çevrili yemyeşil bir doğa, otlayan kocaman  inekler, koyunlar  gördük ve tabiiki yel değirmenleri… Köylerin içinden geçiyormuşuz, gerçi ben hiç köy evlerine benzetemedim. Bizim  lüks semtlerimizdeki villalar gibiydi hepsi. Hayranlıkla çevremize bakına bakına yol alırken,  Kuzey Denizi’nin kıyısında küçük bir yerleşim yeri olan Volendam’a vardık.

398
Hollanda kırsalı
Yeldeğirmeni

Volendam Hollanda’nın kuzeyinde, deniz kıyısında, kendine özgü evleriyle yüreğinizde yer edinen, 600 yıllık küçük bir balıkçı kasabası. İlk dikkatimi çeken, evlerin bahçelerinin ve minik balkonlarının çok bakımlı,süslü  ve bol çiçekli oluşuydu. Yarı açık olan perdelerinden gördüğüm kadarıyla, evlerin içi de dekorasyon dokunuşlarından fazlasıyla nasibini almış. Sanki ev sahiplerini bir yarışmaya sokmuşlar, en güzel ev kimin evi olacak diye 😀  Bu şirin kasabanın sessizliğini bozmaktan korkarcasına, usul usul dolaşmaya başladık.

352
Volendam
347
Volendam

Sahil yolu boyunca ilerlerken Hollanda’ya özgü hediyelik eşya satan dükkanları gördük. Tahta ayakkabılar, yeldeğirmenleri, laleler, peynirler… Rehberimiz, hediyelik eşyaların yarın gideceğimiz Amsterdam’a göre burada daha ucuz olduğunu söyledi.

339
Tahta Ayakkabılar

Cafeler, deniz ürünleri sunulan restaurantlar sıra sıra sahil yolunda sizi bekliyor. Karnınızı doyurmak için restaurant seçeneğinden farklı olarak, fish-chips denilen daha pratik ve fast food tarzı yerler var. Her keseye uygun, seçtiğiniz balık ve diğer deniz ürünleri hemen pişirilerek sunuluyor. Hem   aniden bardaktan boşanırcasına yağan yağmurdan kaçmak, hem ringa balığının tadına bakmak için iyi bir fırsat gibi.

354

Yağmurun azalmasıyla kendimizi tekrar sokaklara attık. Kasabanın küçük marinasında yürürken  yerel kıyafetler giymiş olan  bir grubu gördük. Hem manzaranın hem sevimli kızların bol bol fotoğrafını çektik. Sahil yolu yerine kasabanın içlerine doğru yürümeye başlayınca,  yerel bir halk pazarına  rastladık. Üreticilerin peynirlerini bol bol tatma ve satın alma fırsatımız oldu. Kekikli  ve eski kaşarı tercih ettim ama buranın  tam bir peynir cenneti olduğunu söylemek istiyorum. İlginç olan başka bir konu ise, halk pazarında  yiyecek tezgahlarının yanında taze çiçek satan  tezgahları  görmekti. Düşünün yaşlı bir bayan, domates, peynir,ekmek ve bir buket canlı çiçek alarak evinin yolunu tutuyor. Ne güzel değil mi?

362
Yerel Kıyafetli Kızlar

Volendam’da geçirdiğimiz bu güzel günden sonra havanın kararmasını beklemeden otobüsün yolunu tuttuk. Oldukça kuzeyde olduğumuz için hava geç kararıyor çünkü. Gece saat 10’u geçerken bile hava hala aydınlıktı mesela. Bu gece Hotel Campanile Amersfoort’dayız, bir sonraki yazımda Amsterdam gezimizde buluşmak üzere, mutlu kalın.

Comments

comments

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir