Bir Nefes Daha…

Cennetten bir köşedeydim sanki, sadece kuş cıvıltılarını duyduğum bu yemyeşil ortamda aradığım huzuru bulmuştum, gözlerimi kapattım, derin bir nefes aldım, yoksun olduğum temiz oksijeni doldurmak istedim ciğerlerime. Bir nefes daha.  Yaklaşan kara bulutlara, hafif hafif çiseleyen yağmura, iş saati çıkışı olduğu için köprü trafiğinde kaybedeceğimiz zamana inat bir nefes daha… Mantığım “hadi hızlan.” dese de ben bir nefes daha diye oyalandım. Arabaya bindiğimde bulduğum huzur da benimle gelir zannettim, korna seslerini duyunca beni terk ettiğini anladım… Sadece birkaç saat yetmedi stresten arınmak için, kim bilir kaç gün, kaç ay gerekirdi.

Şehir içinde şehirden uzakta geçirilen birkaç saat yine de iyi gelmişti bize.

Şimdi böyle anlatınca, merak edenleriniz olmuştur, İstanbullu İstanbul’da nereye kaçarsan kaç, insan kalabalığı, gürültüsü, trafiği hep seninle olduğunu bilir. Sadece birkaç yer vardır tüm bu olumsuzluklardan arınmış olan. İşte bunlardan biri, uzun zamandır bildiğim, merak ettiğim ama haftasonları oraya gidiş yolunun yoğunluğundan dolayı bir türlü gidemediğimiz “Atatürk Arboretumu”ndaydık. Geçen hafta içinde izin alma şansımız olunca burayı gidip görelim istedik. Atladık arabamıza, tuttuk Belgrad Ormanı’nın yolunu…

ataturk-arboretumu05

IMG_3699

Ağaçlarla ağaççık ve çalı gibi diğer odunsu bitkilerin yetiştirilmesine adanmış botanik bahçesi, müzesi olan arboretumu bulmak hiç kolay olmadı. Navigasyonda gösterilen yer farklıydı. Ana cadde üzerinde bir yönlendirme tabelası olmadığı için Belgrad Ormanı’na gidiş yolu üzerinde iki tur attıktan sonra ulaşabildik. Sorabildiğimiz kişilere de bulmak istediğimiz yeri tarif edemedik, ya “arboretum” kelimesini telaffuz edemedik ya da karşı taraf ne dediğimizi anlayamadı. Ama sonunda bu yeşil doğallığın içinde buluverdik kendimizi.

IMG_3796

2000’e yakın bitki türünün yer aldığı ve bitkilerin sınıflandığı 17 parsele ayrılmış bu açık hava müzesine vardığımızda hava pusluydu, yine de yeşil rengin tonlarıyla boyanmış bir tablo güzelliğiyle karşımızdaydı. Sonbahar ve ilkbahar dönemlerini düşündüm. Sonbaharda ağaçların yaprakları kızıllığa bürünmüş, bir kısmı da yerlere dökülmüş, yollar yapraklarla kapalı ya da ilkbaharda çiçeklenmiş rengarenk bir görüntü.

ataturk-arboretumu001Girişte bize verilen haritayla başladık dolaşmaya, güneş batana kadar gezilebildiği için, vaktimiz olduğundan 4-5 saatte tadına vararak gezdik. En uzak köşesinde bulunan karacaları görebilmek için her noktasını dolaştık ama kısmet olmadı görmek.

Karacalar yerine göletlerinde yüzen su kaplumbağaları, kuğuları, ördekleriyle avunduk. Kuş cıvıltılarına arada bir kurbağaların vıraklaması da ekleniyordu.

IMG_3703

IMG_3712

Rengarenk kelebekler çiçekler arasında geziyordu.

IMG_3721

Keşke gölet üzerine yayılmış nilüferlerin de çiçekleri olsaydı.

IMG_3760

Tamamen doğayla baş başa olduğumuz bu mekanda doğallıkla sessizlik bir uyum içindeydi… Çünkü içeri araba alınmıyor, yemek yeme tesisleri yok, oyun alanları yok, ayrıca piknik yapmak yasak, yanınızda içecek dışında yiyecek getirmek yasak, bisiklet kullanmak yasak, top oynamak yasak, doğal sesler dışındaki yapay sesler bu şekilde uzaklaştırılmış ve huzur ortamı sağlanmış.

ljp4

Yasaklar bu kadar değil bu değerli alanda, bitkileri koparmak, böceklere zarar vermek, göletlere girmek, tripod kullanarak izinsiz fotoğraf çekmek de yasaklar listesinde.

Turumuzu tamamladıktan sonra, buradan ayrılırken karar verdiğimiz şekilde diğer mevsimlerde de farklı güzelliklerini görmek için bu mekana bir kere daha gelecektik.

Atatürk Arboretumu hakkında: (alıntıdır)

Arboretumlar bilimsel araştırma ve gözlem amacıyla orijini ve yaşları belli, her biri doğru ve dikkatli bir şekilde bir araya getirilmiş olan çoğunluğu ağaç ve diğer odunsu bitki taksonlarının uygun seçilmiş alanlarda yetiştirilip sergilendiği tabiat parçalarıdır. Başka bir açıdan bakıldığında arboretumlar eğitim ve bilimsel yanları ağır basan bilgi, emek ve sabırla meydana getirilmiş birer canlı bitki müzeleridir.

Atatürk Arboretumu, Sarıyer ilçesinde bulunan floristik zenginliğiyle birçok yerli ve yabancı botanikçinin ilgisini çekmiş bulunan ünlü Belgrad Ormanı’nın güneydoğusunda 296 hektarlık bir orman parçası üzerinde kurulmuş.

1940’lı yıllardan başlayarak 1982 yılına kadar alt yapı ve dikim çalışmaları yavaşta olsa devam etmiştir. Bu tarihte Atatürk’ün 100. doğum yılı kutlamaları nedeniyle” Atatürk Arboretumu” adını almış.

Bu arboretumun ilk amacı başta İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim üyeleriyle, öğrencileri olmak üzere Orman Bakanlığı bünyesindeki ilgili kuruluşlarla, orman mühendisleri, peyzaj mimarlarının, diğer fakültelerle araştırma kurumlarının, yerli ve yabancı bilim adamlarının, doğa severlerin yapacakları incelemelere, bilimsel araştırmalara her yönü ile açık bir canlı laboratuvar olarak hizmet vermesidir.IMG_3767

IMG_3768

Comments

comments

Yazar Hakkında

Serpil Şengör

YAŞAM BÖLÜMÜ YAZARI - EDİTÖR| Kahve Çekirdeği, Muhabbetin Kalbi| 1971 senesi tanıklık ederken tarihte bir çok olaya, sabah 9.05’de ben gelmişim dünyaya... Bir anda kalabalık Sayar ailesinin ferdi oluvermişim. Aileden gelen genlerin dışında Birsen ve Yaşar’ın verdiği terbiye ile kişiliğim şekillenmeye başlamış. Kaan’ımla evlenip Şengör ailesine katılınca, zeytin gözlü oğlum Atakan’ımı alınca kucağıma, yeni olaylar, yeni kişiler de girince hayatıma bugünkü Ayşe Serpil çıktı ortaya... Burcum Ikizler, bir de yükselenim Aslan olunca epey karmaşık yapım herkesi şaşırtır. En olmadık yerde dökülürken gözyaşlarım, bir anda heryeri çınlatır şen kahkahalarım. Yaşam felsefem, “her zaman gülümsemek, mutlu olmak ve sevdiklerimi de mutlu etmektir”. Bu yüzden, masa başı iş hayatım devam ederken gönüllü çalışmalarına katılırım. Bunlardan biri de sosyal sorumluluk projeleri olan “İmza:Kızın", "İmza:Karın", "İmza:Ben" kitaplarıdır. Verdiği heyecan ve mutluluğun yanı sıra yazdığım satırların bana nasıl yeni ufuklar açacağını hayal bile edememişim.

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir