Bir Şehir Var ki, Sadece Adı Eski – 2

27 Kasım 2014’deki yazımda (tık) bahsettiğim, artık ikinci memleket diyebildiğim Eskişehir’deydik yine. Bizim iş yoğunluğumuz, oğlumuzun dershane maratonu dolayısıyla ancak bir günü denkleştirebildik 15 günlük tatil içinde. “Nereye gidelim?” sorusuna cevap vermek zordu. Gideceğimiz yer şehir dışında, bir günde gezilecek, kolay ulaşılabilecek, ekonomik olmalıydı. Daha önce hiç görmediğimiz bir yer olursa çok yorucu olacak, gezmeyi bir güne sığdıramayacaktık. En iyisi bir yıldır gidemediğimiz, özlediğimiz Eskişehir’e gidelim dedik. Çiböreğini yemek, Porsuk kenarında bir kahve içip geri dönmek bile yetecekti bize.

Bu sefer ki yolculuğumuzda arabamızı İstanbul’da bırakmaya karar verdik. Yüksek Hızlı Tren (YHT) biletlerini kolaylıkla internetten aldık. Sabah saat 06.00’da Pendik’te arabamızı otopark yetkililerine teslim edip YHT’ye bindik. Pendik’e tren ya da metro gibi toplu ulaşım araçları ile ulaşılamadığı için şimdilik arabası olan için çok avantajlı bir tercih değil aslında. Bir de YHT adıyla anılan tren, adı gibi yüksek hızda seyir etmiyor. 60-100 km arası hızda gidiyor. Yerleşim yerlerinin içinden geçerken oldukça yavaşlıyor. Kendi aracımızla gitseydik, hemen hemen aynı saatte Eskişehir’e varmış olurduk. Bizim tek avantajımız eşimin uzun süre araba kullanmadığı için yorulmamış olmasıydı.

Saat 09.00’da trenden inip halen inşaatı bitmemiş gardan çıkıp gara çok yakın olan, ama her gelişimizde tatil günlerine denk geldiği için bir türlü göremediğimiz 1961 yılında sadece 4,5 ayda yapılmış Devrim Arabası’nı görmek ilk işimiz oldu. Kısa sürede yapılmış, fabrika içi turlarda kullanılmış ve sonrasında insanların görmesi için teşhir edilmiş. Sanki görevini tamamlamamış olmasının hüznü vardı onda. Biz de duygulandık.

???????????????????????????????

Devrim Arabası’na veda edip eski evleri restore edilen Odunpazarı’nın yolunu tuttuk. Daha şehir uyanmamıştı. Çok sevdiğimiz bu şehir sevgisini bize göstermişti yine ve güneşi gölgeleyecek tüm bulutları dağıtmıştı. Sessizlik içinde yürürken sadece kuş sesleri. Porsuk ise hareketli, akıyor sürekli. Arabalar sakin sakin ilerlerken bir korna sesi sessizliği böldü. “Bu kim ola ki?” der gibi bakan kişilerle birlikte biz de o yöne baktık, kornayı çalan trafikte boğuşa boğuşa artık sabırsız olan İstanbullu bir hemşehrimizdi. “34” plakasıyla ben her yerde aynıyım diye bağırıyordu.

Odunpazarı’na gelmemizin en büyük sebebi, dünyanın pek çok ülkesinde bulunan Madame Tussauds Müzesi’nin Türkiye’deki ilk örneği olan, 18 Mayıs 2013’de açılan Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi’ni görmekti. Büyükşehir Belediyesi’nin yeniden hayat verdiği Odunpazarı Evleri’nden olan ve Çağdaş Cam Sanatları ile Kent Belleği Müzeleri’ne de ev sahipliği yapan Kent Müzeleri Kompleksi’nde yer alan müzede 160 ünlü ismin heykeli yer alıyor. Atatürk’ün çeşitli dönemlerinin yanı sıra, Atatürk’ün ailesini de yansıtan heykellerin bulunduğu müzede; yerli ve yabancı devlet adamlarının, sanatçıların, medya mensuplarının ve sporcuların canlı hissi veren heykelleri değişik dekorlar önünde sergileniyor. Tüm heykellere imzasını atan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne bağışlamış bu heykelleri.

20150203_101414

Müzeye girdiğimde “Müzede Bir Gece” adında Ben Stiller ile Robin Williams’ın da oynadığı film geldi aklıma. Ziyaretçilere kapandıktan sonra hepsi canlanıp sohbet ediyormuş gibi bir hisse kapıldım. O kadar gerçekçiydi ki heykeller… Kıyafetlerden mekanlara, her şey detaylı düşünülmüş ve sergilenmişti.

Burayı gezerken yıllar önce elime geçmiş bir resmi hatırladım, geçmişten günümüze önemli kişileri tek bir karede toplamıştı ressam. Bu müzede de her birini bir arada görmek aynı resme bakıyormuşcasına mutlu etti beni. Zaman durdurulmuştu sanki, ölümsüzleşmişti hepsi.

Different58

2007 yılında 3-5 ev ile başlanan Odunpazarı evlerinin restorasyonunda bayağı yol alınmış. Mahalle yavaş yavaş kendini ortaya çıkarıyor. Tabii daha çok yapılacak iş var.

???????????????????????????????

Kentpark’ta çiböreklerimizi çok sevdiğimiz bir arkadaşımız ile birlikte yiyip güzel bir sohbet ettikten sonra yönümüzü Sazova’ya çevirdik. Sazova’da etkileyici Sualtı Dünyası ve masal kahramanlarının canlandırıldığı şato Masal Evi’ni ancak gezebildik. Bu kadar yeter demeden, özverili bir çalışma içinde parka yeni alanlar eklenmekte… Şehir merkezinde olan Eskişehir stadı da inşaatı bitince Sazova’ya taşınacakmış.

IMG_1948

Artık, bir soluklanma vakti gelmişti. Porsuk kenarında oturduğumuz bir kahvede dönüş saatimizi beklerken yorgunluğumuzu atmaya çalıştık. Gündüz sakin olan şehir, hareketlenmeye başlamıştı. Porsuk’u gece renklendiren ışıkların tek tek yanması insanları davet ediyordu, gençler de davete uyarak yavaş yavaş toplanıyordu, neşeli sohbetler başlamıştı. Belki de birçok şehir uykuya dalarken bu şehir daha yeni uyanıyordu sanki.

Dönüş saatimiz geldiğinde içimiz buruk trenin yolunu tuttuk. Aklımızda bir tek soru vardı. “Her gelişimizde yepyeni bir güzellikle karşılayan Eskişehir, bir sonraki gelişimizde kimbilir bize ne sürprizler hazırlayacak?”

Comments

comments

Yazar Hakkında

Serpil Şengör

YAŞAM BÖLÜMÜ YAZARI - EDİTÖR| Kahve Çekirdeği, Muhabbetin Kalbi| 1971 senesi tanıklık ederken tarihte bir çok olaya, sabah 9.05’de ben gelmişim dünyaya... Bir anda kalabalık Sayar ailesinin ferdi oluvermişim. Aileden gelen genlerin dışında Birsen ve Yaşar’ın verdiği terbiye ile kişiliğim şekillenmeye başlamış. Kaan’ımla evlenip Şengör ailesine katılınca, zeytin gözlü oğlum Atakan’ımı alınca kucağıma, yeni olaylar, yeni kişiler de girince hayatıma bugünkü Ayşe Serpil çıktı ortaya... Burcum Ikizler, bir de yükselenim Aslan olunca epey karmaşık yapım herkesi şaşırtır. En olmadık yerde dökülürken gözyaşlarım, bir anda heryeri çınlatır şen kahkahalarım. Yaşam felsefem, “her zaman gülümsemek, mutlu olmak ve sevdiklerimi de mutlu etmektir”. Bu yüzden, masa başı iş hayatım devam ederken gönüllü çalışmalarına katılırım. Bunlardan biri de sosyal sorumluluk projeleri olan “İmza:Kızın", "İmza:Karın", "İmza:Ben" kitaplarıdır. Verdiği heyecan ve mutluluğun yanı sıra yazdığım satırların bana nasıl yeni ufuklar açacağını hayal bile edememişim.

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir