Cizgi Film Değil, Anime…

“Cizgi film değil, anime…”

Çocuğu ortaokul, lise çağında olan birçok annenin yüzündeki gülümsemeyi görür gibiyim. Bizim evimizde bu cümle öyle çok kullanıldı ki sizleri de bilgilendireyim istedim. Halen ben ikna olmamış olsam da artık kabul ettim, arada fark var. Gençlerin ve hatta bazı büyüklerin tutkuyla seyrettikleri, Japonya menşeili çizgi karakterlerden oluşan dizilere “anime” deniyor.

Fransızca kökenli Japonca bir kelime olan ANIME, Fransızca’dan bildiğim “Dessin animé”nin yani “Canlandırılmış çizim”in kısaltılmış hali, işte bildiğimiz cizgi film. Ama yok, gençlik kabul etmiyor. Cizgi filmleri çocuksu buluyorlar, çünkü Walt Disney’in genelde hedef kitlesi çocuklar. Japon animeleriyse biraz daha hayatın içinden, hızlı gençliğin temsilcisi. Çocuklarımızın bize “Bir etap atladım ben.” demesinin keskin açıklaması.

Bu farkı biraz anlayabilmek için araştırma yaparken ekşi sözlükte bir yoruma rastladım:

Casper’a karşı Naruto.
Tom ve jerry’ye karşı One piece.
Scooby doo’ya karşı Samurai champloo.
Temel reis’ye karşı Death note.

Hepsine çizgi film denir mi? Japon animelerine çizgi film demek anime kültürüne, animeleri yazanlara, bu işle uğraşanlara, bu iş için beyin patlatanlara küfür etmektir.

El çizimi veya bilgisayar yapımı olan animeler genelde çizilmiş kitap MANGAların televizyona ya da sinemaya uyarlanması ve videolar şeklinde de piyasaya sürülüyormuş. Bir de anime karakterlerinin belirli özellikleri var. Kızların bacakları uzun, gözleri kocaman, hatları belirgin. Erkekler de bana göre esrarengiz tipler.

htdmbundle_max

Araştırmalarım beni 20. yüzyılın başlarına kadar götürdü, yani 1910’lu yıllara. 1970’li yıllarda popülaritesi artmış ve bugüne kadar tutkunları artarak gelmiş.

Bizim evde her akşam kulaklıklar takılıp o küçücük cep telefonu ekranında iki bölüm seyrediliyor oğlum tarafından. Arkadaşları ile yazışıyorlar bunlar hakkında. Hatta anlaşıp bir tanesi seçilip aynı anda seyretmeye başlıyorlar ki ertesi gün daha rahat yorum yapabilsinler. İlk başlarda derslerden başını kaldırıp telefonun başına hemen oturmasını yadırgayıp söylenirken, bize kafasını rahatlatma aktivitesi olduğunu belirtince artık ses çıkarmıyoruz, rutine oturdu. Bunları seyrede seyrede Japoncaya merak sardı, şimdi hayalleri içinde Japonya’ya gitmek, belki de orada yaşamak var.

-Bleach-bleach-anime-35352112-1750-1000

Oğlumu biraz daha iyi anlamak için seyrettiklerini incelerken karşıma eski tanıdık yüzler çıktı. 1980’li yıllarda Türkiye’de televizyonun kısıtlı seyredildiği dönemlerde yayınlanan, büyüklerin bile zevkle seyrettiği Şeker Kız Candy idi karşıma çıkan. Saat 18.00’den sonra kitlenirdik televizyon karşısında. “Candy Candy” adıyla yaratılan kahramanı 1975 yılında Kyoko Mizuki yazmış ve Yumiko Igarashi çizmiş, manga kitabından esinlenilerek 115 bölüm olarak TV’ye aktarılmış.

DffrY

O günlere gittim, üzüntüsü üzüntümüz sevinci sevincimiz olmuştu. Hatta aramızda oyunlarda söylediğimiz tekerlememiz bile vardı…

Şeker kız Candy,

Anthony ile evlendi.

Bunu gören Elisa

Kıskançlıktan geberdi.

seyir-defteri-seker-kiz-candy-1696171

“Hey gidi günler hey” dedim kendime. Bugün “anime” seyrediyor diye oğlumu yadırgarken meğerse yıllar önce biz de bilmeden bunların tutkunuymuşuz.

Çocuklarımızı daha iyi anlamak için çocukluğumuzu, gençliğimizi bir hatırlamak gerekiyor, bir kere daha kanıtlandı benim için.

Comments

comments

Yazar Hakkında

Serpil Şengör

YAŞAM BÖLÜMÜ YAZARI - EDİTÖR| Kahve Çekirdeği, Muhabbetin Kalbi| 1971 senesi tanıklık ederken tarihte bir çok olaya, sabah 9.05’de ben gelmişim dünyaya... Bir anda kalabalık Sayar ailesinin ferdi oluvermişim. Aileden gelen genlerin dışında Birsen ve Yaşar’ın verdiği terbiye ile kişiliğim şekillenmeye başlamış. Kaan’ımla evlenip Şengör ailesine katılınca, zeytin gözlü oğlum Atakan’ımı alınca kucağıma, yeni olaylar, yeni kişiler de girince hayatıma bugünkü Ayşe Serpil çıktı ortaya... Burcum Ikizler, bir de yükselenim Aslan olunca epey karmaşık yapım herkesi şaşırtır. En olmadık yerde dökülürken gözyaşlarım, bir anda heryeri çınlatır şen kahkahalarım. Yaşam felsefem, “her zaman gülümsemek, mutlu olmak ve sevdiklerimi de mutlu etmektir”. Bu yüzden, masa başı iş hayatım devam ederken gönüllü çalışmalarına katılırım. Bunlardan biri de sosyal sorumluluk projeleri olan “İmza:Kızın", "İmza:Karın", "İmza:Ben" kitaplarıdır. Verdiği heyecan ve mutluluğun yanı sıra yazdığım satırların bana nasıl yeni ufuklar açacağını hayal bile edememişim.

Benzer yazılar

1 Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir