Emzirmeli mi? EmzirMEMEli mi?

Merhaba;

Ülkemizin yoğun, üzücü ve bir o kadar ağır gündemlerin içinden geçtiği bir dönemdeyiz. Kendi adıma yaşanan süreçleri, mümkün olduğunca sakin olarak takip etmeye çalışırken birden sosyal medyayı hareketlendiren bir köşe yazısı ile karşılaştım. Konu emzirme haftasında yapılan “Çocuklarınızı ve kendinizi evlere bağlamayın doğayla, hayatla iç içe olun. Emzirin ve emzirmeye teşvik edindi.” Bu çağrıya karşılık Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Ömür Gedik köşesinde “Kadınlar Parkta Emzirsin Mi? başlıklı yazısı ile cevap verdi. Kısaca “Parklar da emzirmeyin ben ve benim gibi düşünen erkekler emzirmenin yarattığı görüntü ve duygudan rahatsız oluyoruz.” dedi ve sosyal medyadan attığı kısa mesajlarla konuya ivme kazandırdı. İlaveten okurlarını okuduklarını anlayamamakla itham etti. Akabinde anneler, anne blogerler ve pek çok kişi kadın haklarından dem vuran cevaplar verdi ki pek çoğunun cevabını benimsiyorum.

İşin açıkçası son 10 yıldır yerli, yabancı ve özellikle tüm ödüllü filmleri seyretmiş ve bu konuyla ilgili eleştirileri, yorumları okumuş bir sinemasever olmama rağmen sinema eleştirmeni olduğunu magazin sayfalarından bildiğim Ömür Gedik’in köşe yazıları günlük olarak takip ettiğim sayfalar arasında yer almadığı için yazıdan takip ettiğim bloglar ve internet haber kanalları üzerinden haberdar oldum. İlgili içeriği de arama motoru aracılığı ile buldum ve okudum. Okuduğumda satır aralarında anladıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. Malum töhmet altındayız. Okuduğumuz 8 cümleyi anlamak gerek köşe yazarının isteği de bu yönde.

bebek emzirme

Gelin bu sekiz cümlelik derin köşe yazısından anladıklarımı bir de benim gözümden okuyun…

Ö.G : Emzirmekten pek hoşlanmamış, son derece zorlanmış ve muhtemelen de bu yüzden emzirmeyi 2 ay sonra bırakmak zorunda kalmıştım.

(Aslında bir bebeğimin olmasına bedensel ve duygusal olarak çok hazır olmadığım bir dönemde anne olmuş olabilirim. Emzirme konusundaki duygularımdan pek emin değilim, gerçek nedenini bulmayı düşünmedim veya fırsatım olmadı. Muhtemel sebepleri yeterli buldum ve emzirmeyi bıraktım ya da zorunda kaldım.)

Ö.G. : Cinsel Obje olarak görmekten bir türlü vazgeçemediğim memelerin kutsal olduğu söylenen bu görevine alışamamıştım bir türlü.

(Modern fakat tabuları olan bir kültürde büyüdüm. Bence, çevremde bulunan kadınların memelerini cinsellikleriyle sembolize etmiş olabilirim. Bilinçaltım da hiç emziren bir kadın sembolü oluşmadı. İşin tuhafı memelerin cinsel obje olarak değerlendirildiğine dair bir kayda da sahip değilim. Sanırım kadınların beden dili hafızama böyle kazındı. Ben de bu nedenle emzirme duygusu yerine, cinselliğin vazgeçilmez bir parçası olduğunu düşündüğüm memeleri ile emzirmekle bağdaştırmadım ve emzirmenin cinselliğe aykırı olduğunu düşündüm. Yani ben cinselliğime olan saygımdan bebek dostu emzirme politikası yerine mama dostu bir beslemeyi desteklemeyi uygun buldum.)

Ö.G : Çoğu erkeğinde benim gibi düşündüğünü biliyorum.

(Annem beni 2 yaşına kadar emzirmiş, canım annem deyip karısına ya da kadın dünyasının emzirmesine libidosunu arkasında bırakacak soğuklukla bakabilen erkekler olmasını yadırgamayın. Benimle aynı görüşte olan erkeklerin kendileri de emzirilerek büyütüldükleri halde, hangi dürtü ve hangi duygu ile bu duygudan uzaklaştığını benimle aynı görüşe vardıklarını bulmak için sosyal bir araştırma konusu haline getirmeyin. Bu basit bir dürtü meselesi netice itibarı ile. Babalık üreme isteği gibi dürtüler fiziki hazzın yanında çok sonra gelir diye düşünüyor. Nereden mi biliyorum? Yaptığım sohbetler ya da yaydıkları enerji bu düşüncemde haklı olduğum görüşünü yaratıyor bende.)

Ö.G : Bu yüzden Dünya Emzirme Haftası sebebiyle yapılan “istedikleri yerde emzirsinler” çağrısına katılamıyorum.

(Dünya Emzirme haftası Rize’de, Malatya’da ya da Ağrı’da bir köy için kurgulanmış bir hafta değil. Bana katılan çoğu erkek dediğim kişiler kesinlikle Anadolu’da bir köyde yaşamıyorlar. Çünkü Anadolu’da Emzirme Haftası gibi bir haftaya ihtiyaç yok. O topraklarda doğum yapan kadınlar ve eşleri yada çevresi emzirmeyi hayatın olağan bir akışı olarak görüyor ve bebeğin hem karnının hem ruhunun doymasını normal karşılıyorlar. (Aslına bakılırsa bu bilince nasıl vardılar merak etmiyorum desem yalan olur.) Modern şehirlerde ise emzirme olgusundan hoşlanmayan erkekler, beraber oldukları kadının annelik duygularından ziyade doğumdan sonra kaç günde yanlış anlaşılmasın ay uzun olur kaç günde normale döner, her türlü imkana sahibiz mamalarda anne sütü kadar iyi olduğu söyleniyor. Önemli olan yanımdaki kadından genetik kodlarımı bir nesle aktarmış olmam. Çocuğum oldu diye karımın karnı, bacakları ve memeleri bir kaç günde eski fit görüntüsüne dönmeyecekse ne anlamı var benim libidomun? Bebeğin karnı da mama ile doysun, diyorsa kadının kendini ve memelerini cinsel obje emzirmeyi de görev saydığını gözlemlemem size de garip gelmiyordur sanırım. Gözlemlerimden ve bilinçaltımdan ötürü kendimi hem emziren bir anne, hem kadın yani bir bütün olarak konumlandıramıyorum. Beğenilmek ve cinsellik duygusu benim için ön planda kalıyor.)

Ö.G. : Kadınlar tabi ki çocuklarını emzirsinler ama bunu herkesin gözüne soka soka yapmasınlar.

(Yanlış anlaşılmasın, kadınların çocuklarını emzirmesine karşı değilim. Bakın cümleyi de dışardan değerlendiriyorum. Ben ve kadınlar. Ben kadınlık duygumu cinsellikle özdeşleştirdim ve memelerim de bunun sembolü. Siz kendini anne, eş ve birey olarak bütün olarak kadın hissedenlere sesleniyorum. Modern pazarlama dünyasının size sunduğu nimetleri görmezden gelin. Emzirme önlükleri, odaları ve bilimum emzirme dostu yöntemleri kullanmayın evinizde oturun gizli bir yerde emzirin. Biz mecbur muyuz sizin emzirirken parlayan gözlerinizi görmeye, neşelenen elinizi tutan bebeğinizin neşesine şahit olmaya veya canınız yanan bir ifadeyle bakarken bebeğinize hadi tatlım biraz daha emmelisin derken sesinizdeki şefkati ve etrafınıza yaydığınız pozitif ve sevgi dolu enerjiye maruz kalmaya.)

Ö.G : Kadınlar emzirme özgürlüklerini sokak ortasında istedikleri yerlerde kullanmaları bana cinsellik ve libido düşmanı bir hareket gibi geliyor.

(Kadınların emzirme özgürlükleri dediysem de yanlış anlaşılmasın. Kadınların özgürlükleri söz konusu olunca abartmamakta fayda var. Mesela hamileyken dışarı çıkmasınlar, biliyorsunuz daha önce bu konun da gündemi oldu kesinlikle cinselliğin sonucu böyle rahatsız edici bir görüntüyü toplum içinde sergilemesinler. Erkekler her kadının memelerini emzirme için kullanacağı fikrine sahip oluyor. Sonra bir zaman geçiyor doğum gerçekleşiyor bu sefer emzirme konusu ile karşımıza çıkıyorsunuz bütün libido sizin emzirme bebeğinse emme hakkına takılıyor. Siz madem cinselliği hem duygusal, hem fiziksel bir üreme ve çoğalma yöntemi olarak kullanıyorsunuz ve sonucunda emzirme gibi bir eyleme dönüştürüyorsunuz bunu ulu orta yapmayın ve görüntü kirliliği yaratmayın demek istiyorum. Çocuk yapmayın, bakmayın demiyorum bu konuda yanlış anlaşılmak istemiyorum.)

Ö.G. : Hele hele parklarda, meydanlarda yapılan şu toplu bebek emzirme eylemleri yok mu? Gereksiz bir şovenizmden başka bir şey değil bence.

(İşin en tuhaf yanı da emzirmek için çocuk parklarını seçmeniz. Yani annelerin, babaların çocukların pozitif enerjinin hakim olduğu yerlerde yapmayın bari bunu. Gereksiz bir eylem bu. Çocuğunuzu parka götürüp bebeğinizi evde bırakın ağlayınca bir zahmet geri dönün koştur koştur onu emzirin sonra tekrar büyük çocuğunuzun yanına geri dönün. Toplum sizin bu gereksiz şovenizm hareketinizden cinsellikten uzak, libidosu yerlerde dolaşıyor.)

Kısaca ben bu küçücük köşe yazısında, kadınlık duygusu konusunda çelişkiler yaşayan, duygularında emin olmayan, emzirmeyi bir dayatma görev ve sorumluluk olarak gören bir kadının. Dışarda bu duygu ile barışık emzirmenin keyifle yaşadığı, kendini cinsel bir meta görmeyen kadınları emzirme dönemini dışarda keyifle yaşamasını normal karşılamayan bir içerik hazırlamış ve yayınlamış olarak görüyorum.

Yıl olmuş 2015 bugün en iyi imkana sahip olan bireyler x markanın son model emzirme önlüğünü alıyor boynuna, imkanı sınırlı olan bebeğine ait her hangi bir örtüyü örtü veriyor omzuna ve bunu öncelikle kendi mahremiyeti için sonra bebeğinin dikkati dağılmasın, beslenmesini tamamlasın diye yapıyor. 34 yaşındayım ve bir çocuk annesiyim. Emzirdiğim dönem dahil olmak üzere memesi açık bir kadını parklarda, bahçelerde ve meydanlar da görmedim. Sanırım uluslararası bir platformda da yapılana araştırma ve gözlemler de de yeteri kadar görülmemiş ki Emzirme Haftası farkındalığı için bir çalışma yapılmış.

Modernleşmeyi reddetmiş toplumların belgeselleri hariç Ömür Hanım’ın bu kadar yazısına taşıyacak kadar memesini toplu halde açıp emziren kadın kitlesini gören varsa bizi de bilgilendirsin. Ülkemizde hali hazırda rüyasında karısının aldattığını görüp karısını uykusunda öldüren yüzlerce erkek varken, toplu göğüs açma ve emzirme eylemi hangi parkta, bahçede yapıyorlar merak ettim işin açıkçası.

Ben; bedenimi ve bedenimin parçalarını hiç bir zaman cinsel, kutsal, sosyal, duygusal diye ayırmadım. Ben tam ve bütünüm. Hiç bir organım veya bedenim bir parçası bir obje ya da parça değil. Bedenimle doğanın bana verdiği özellikleri yaşamaktan mutluluk duyuyorum. Emzirmekten ya da cinsellik duygusunu birbirine karıştırmıyorum ve duyguların neticesinde kutsal ya da cinsel bir obje gibi hissetmiyorum. Çünkü kadın bedenimi seviyorum. Kadın bedeninin sınıflandırılmış beden olgusunu da asla kabul etmiyorum. Her hangi bir tıbbi ve psikolojik sorun olmaksızın her bebeğini emzirilme hakkının olduğunu ve her annenin de bebeğini istediği yerde emzirmeye hakkının olduğuna inanıyorum.

Bu yazısıyla internet ortamında bu kadar içerik ürettirip kendi ve ilgili internet sitesi adına sosyal medyada iyi bir seo çalışması yaptığı, magazin basınına hafta sonu için pek çok röportaj içeriği ürettirecek bir konu seçtiği ve bu kadar gereksiz bir gündeme imza attığı için kendisini tebrik ediyorum.

Sevgiler

Comments

comments

Yazar Hakkında

Biricik Nuray

KURUCU ORTAK & EDİTÖR | Biricik Nuray, Anadolu Üniversitesi Okul Öncesi Eğitim Öğretmenliği Bölümünde okudu. Finans ve muhasebe alanında 15 yıl çalıştı. Profesyonel iş hayatı devam ederken 2011 yılında Biricik Dünyam Kadın Portalını kurdu. Halen portal da editörlük ve köşe yazarlığı yapmakta. Biricik Dünyam ve Pozitif Düşünceler’ in organize ettiği sosyal sorumluluk projelerini yönetti. Bu çalışmaları esnasında edindiği tecrübe ile ilgi duyduğu kişisel gelişim alanında seminerler ve sertifikasyon eğitimlerine katıldı. Halen duygu, düşünce ve şartlardan kaynaklanan nedenlerden ötürü bulundukları noktadan hareket edip yeni kararlarına ve hedeflerine ulaşmakta zorlanan danışanlarının yolculuğu için adım atmaları konusunda Pozitif Düşünce & Yaşam Koçluğu yapmakta.

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir