Eski Zaman Olur Ki…

Bu günlerde özlemle, gıptayla, hüzünle geriye dönüp de tekrar yaşamak istediğim çocukluk günlerimin hayalini kurmaktan kendimi alamıyorum. 70’li, 80’li, 90’lı yıllarda çocukluğunu ve gençliğini geçirmiş biri olarak burnumda tüten o kadar çok an var ki sığmaz satırlara… Her şeyin farklı, her şeyin doğal, sokakların daha güvenli, insanların daha samimi, komşulukların daha sıkı fıkı olduğu zamanlardan bahsediyorum. Büyüklerimizin biz uyurken anlattığı masalların bile gerçekmiş gibi beynimize kazınmasından, ilk çıkan siyah beyaz televizyonun her şeyin siyah mı yoksa beyaz mı olduğunu düşündüren dönemlerden. Her şeyin siyah-beyaz olduğu ama yaşamın renkli olduğu dönemler…

Biz sokakta saatlerce oynar, yemek yemekle vakit kaybetmemek ve eve dönmemek için bakkalımıza uğrar, teneke kutu içinde satılan bisküvilerden alır, elimizde yiyerek oyunumuza devam eder, sapasağlam evimize giderdik. Şimdilerdeki gibi her sokağın, her caddenin güvensiz olduğu, silahların sıkıldığı, insanların öldürüldüğü ortamlar yoktu çünkü.

Saklambaç (Kaynak: www.nkkhoo.com)
Saklambaç (Kaynak: www.nkkhoo.com)

Yedikule, saklambaç, istop, yakantop oynardık, hulahop çevirir, lastik oynardık. Madonna, Modern Talking, A-HA’nın şarkılarınn çaldığı diskolarda zaman geçirirdik. Bir de bunların kasetini doldurtur, evde kasetçalarlar da dinlerdik, şarkılarına eşlik ederdik duvarlarımızdaki posterlerine bakarken. Elvan, Yedigün gazozunu içer, Tipitip sakızını çiğnerdik. Hatta Tipitip’ten çıkan karikatürlerin koleksiyonunu yapardık. Hele leblebi tozları vardı, en güzel eğlencemiz, ağız dolusu alıp sonra konuşmaya çalışırdık, gülmekten yutamazdık, büyürdü sanki ağzımızda.

Heidi Peter, Vikingler, Şeker Kız Candy, Şirinler çizgi filmlerini, çeşitli dizileri izler keyfimize bakardık. Radyo da “Arkasın Yarın” diye adlandırılan sürükleyici piyesleri dinlerdik. Hayal gücümüz geliştirdi. Gözlerimizi kapayıp oyun karakterlerinin kıyafetlerini, oyunun sahnesini hayal ederdik.

Şehir dışından bir akrabamızla görüşmek için santrale bağlanır, beklerdik, tabii para çok yazar diye fazla konuşamazdık.

Adila Naşit, Uykudan Önce
Adila Naşit, Uykudan Önce

Barış Manço, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Levent Kırca programlarını heyecanla beklerdik. Adile Naşit’in “Uykudan Önce” programını izlemeden yatmazdık, ismimizi söylesin diye beklerdik. Büyüklerimiz ise ekran karşısına geçince Cenk Koray’ın Harika Pazarı’nı, kovboy ya da Türk filmlerini izlerdi. Seçim dönemlerinde yorumlar büyük bir ciddiyetle izlenirdi.

Komşulara akşam oturmasına gidilirdi. Bazı mahallelerde çekirdek çitleyerek yapılan sokak sohbetleri de çabası. İnternet, telefon yoktu, sohbet, muhabbet vardı. Mektuplar yazardık sevdiklerimize, kutlama kartları gönderdik.

Bazı evlerde elektrik yoktu. Gaz lambası yakılırdı. Sobalar da kış, yaz hazırlıkları yapılır, sobalar yakılırdı.

Zaman ne kadar yavaş geçerdi, birçok şeyi sığdırırdık 1 saatin içine. Mesafeler kısaydı.

İşte 2015’teyiz şimdi hangimiz o günler kadar mutlu, hangimiz gelecekten umutlu bilinmez. O yılları, yaşadıklarını, anı defterlerine sık sık yazıp bol bol fotoğraflar çekilenler çok şanslılar geri dönemeseler de baktıkça, okudukça hatırlayacakları, kısa bir an bile de olsa geçmişi yaşayabilecekleri için.

Comments

comments

Yazar Hakkında

Münevver Şenol Akbaş

YAŞAM BÖLÜMÜ YAZARI | 1974 Adana doğumlu olup ilk ve orta öğrenimimi Adana, lise öğrenimimi Adapazarı’nda bitirdikten sonra, Üniversite Eğitimimi Konya Selçuk Üniversitesi Fars Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladım. Renkli kişilikleri seviyor ve yaşamıma renk katanlarla bir arada olmanın verdiği mutluluktan dolayı burada olmak ve sizlerle yazılarımı paylaşmak istiyorum. 12 yıldır süren bir evliliğim ve bu evliliğimden dünyaya gelen dünyalar tatlısı Başar adında bir oğlum, Sevgi adında bir kızım var. Dolayısıyla hayatta başarılı olmayı ve sevgi dolu yaşamayı hep ilke edindim kendime. Eşimle birlikte kurduğumuz bir sigorta acenteliğimiz bulunmakta ve oğlumu dünyaya getirene kadar kendi acentemizde sigortacı olarak görev yapmaktaydım. Kızımın hamilelik dönemi ağır geçtiği için çalışmaya ara verdim. Şu anda en mukaddes meslek olan annelik görevini idame ettirmeye çalışıyorum ve gezmeye bayılıyorum. Gezdiğim yerleri ve ayrıca içimden geçen her şeyi yazıya aktarmak zevklerim arasında. Şimdiye kadar da yazdıklarımı sosyal medyada paylaştığım zaman beğenildiğini fark edince bir kez daha perçinlenen yazma isteğim, yolumu aranıza düşürdüğü içinde mutluyum. Özel olarak ilgilendiğim bir başka konu da fotoğrafçılık. Bu konuda da ufak çapta çalışmalarım mevcut.

Benzer yazılar

1 Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir