Karadeniz Turu – SEN Da GEZ – 1

IMG-20151029-WA0005

Gezmekten yazmaya vakit bulamadım desem affedilir miyim? Size en son Antalya’nın yeşilinden bahsetmiştim ve bir sonraki yazımda Antalya’nın mavisinde serin dalgalarda neler yapabileceğinizden bahsedeceğimi söylemiştim. Ama gel gör ki öyle olamadı. Kabul buyurursanız geçtiğimiz hafta yapmış olduğum Karadeniz turunun etkisiyle ve heyecanıyla bir an önce bu güzelliklerden, cennet şehirlerden söz etmek istiyorum.

Bir Karadeniz turunu uzun zamandır yapmak istiyordum. Sonunda kendim için doğru olan bir zamanda bunu gerçekleştirdim. Gezmesi, görmesi çok güzel ama anlatması çok zor. Her yer o kadar mükemmel ve görmeye değer ki, bu güzellikleri, orada yaşadığım duyguları ifade edebilecek kelimelerin literatürde yer aldığını sanmıyorum.

20151030_083259_HDR

Gigip görmediyseniz sizler de birçok yerde okumuş, görmüş, gidenlerden duymuşsunuzdur Karadeniz’in doğa harikası bir yer olduğunu.

Karadeniz öyle bir yer ki kameranızı bir an bile kapatmak istemiyorsunuz. Küçükken “önüm, arkam, sağım, solum sobe” dediğimiz günlerdeki gibi sağınız, solunuz, önünüz, arkanız her yer yeşilin bin bir tonuyla süslenmiş bir doğa harikası. Nehirlerden akan suların huzur veren sesi kulaklarınızda… Oksijen patlaması yaşayabileceğiniz bir yer. Dokunsanız havadan oksijenleri toplayabilecekmişsiniz gibi. Derin derin nefes almanın dibine vuracağınız yerler buralar kısacası.

20151030_120250_HDR

Çamlıhemşinden Fırat nehri boyunca ilerlediğinizde ya da benim gibi arabayı sürekli durdurup (elimden gelse her ağacı, uçan kuşu, akan suyu fotoğraflayıp o anları ölümsüzleştirmek isterdim.) ilerleyemediğinizde (ki bu hiç sorun değil olduğunuz yer de dünyanın en huzur veren ve güzel yeridir emin olun) bir kaybınız yok. Ama yine de abartmadan ve her köprüde akan suda durmadan yola devam ederseniz Kaçkar Dağları Milli Park alanına ulaşmış oluyorsunuz.

Gitmeyi düşünen okuyucularıma tavsiyem zamanınızı verimli kullanın ve mümkün olduğunca gittiğiniz yerlerde dolu dolu vakit geçirmeye çalışın. Öyle birine bakıp çıkacaktık havasında gezilecek yerler değil gerçekten. Çayı seven birisiyseniz gittiğiniz yerlerde şöyle doğaya karşı çaylarınızı yudumlayın, çimenlere uzanıp gözlerinizi kapatın ve bütün dünyayı arkanıza alıp sadece o An’ı hissedin. On yaş gençleştirici etkisi var tecrübeyle sabit.

20151030_102548_HDR

20151030_103247_HDR (2)

Milli Park alanına girdiğinizde eğer gözünüzü yemyeşil doğadan bir an ayırıp tabelalara bakma fedakarlığını gösterirseniz iyi olacaktır. Tabelalar güzergah konusunda yarar sağlayıp eğer planınız yoksa ve “Acaba hangisini önce gezsek, nereden başlasak?” gibi sorular varsa aklınızda bunların hepsine cevap bulmanızı sağlayacaktır. Bir kavşakta olduğunuzu düşünün ve her yönde ahşap tabelalar, üzerinde yaylaların adı, uzaklığı ve orada yapabilecekleriniz yer alıyor. Bu ipuçlarını değerlendirdiğinizde vaktinizi verimli kullanmış olacaksınız.

20151030_104009_HDR (2)-001

20151030_115654_HDR

Biz hedefimiz olan Ayder’e doğru rotamızı çevirdik. Her şehir kendine has ayrı güzellikte olsa da ben, beni en çok büyüleyen yer olan Ayder yaylasından bahsetmek istiyorum. Şu an bu satırları yazarken bile heyecanlıyım. Tarifsiz bir duygu gerçekten. Genelde gittiğim yerlere tekrar gitmeyi sevmeyen bir insanım. Onun yerine görmediğim başka bir yere gitmeyi hep tercih etmişimdir. Ama nadiren yaşadığım bir duyguyu Trabzon’da Ayder yaylasında bir kez daha hissettim. “Buraya mutlaka ve en kısa zamanda tekrar gelmeliyim.” dedim. Öyle bir yer düşünün ki daha oradayken bile olduğunuz yerden gitmemek için çareler aramaya başlıyorsunuz. İçinde olmanıza rağmen oradaki herkesi kıskanacağınız bir yer. Gitme zamanı geldiğinde gözünüzün arkada kalacağı bir yayla. Çamlıhemşin Ayder yaylasıyla bir şehrin daha ne kadar güzel olabileceği sorusunun cevabı belki de ya da şu yıllardır reklamları yapılan yaşlanma karşıtı kremlerin bu mükemmel yayla karşısında ne kadar etkisiz kalacağının kanıtı.

20151030_083041_HDR

20151030_095037_HDR-001

Ayder adına şiirler, kitaplar yazılası, mütevazi ve nazlı bir kız gibi. Nazlı diyorum çünkü bütün güzelliklerini öyle hemen sergilemiyor ne yazık ki. Önce kalp gözünüzü, ruhunuzu açmanız gerekiyor oradaki atmosferi doyasıya yaşayabilmek için.

Ve sabır…

Ayder yaylasını çok merak ettiğim için burada hem geceyi hem gündüzü yaşamak istedim. İyi ki de öyle yapmışım. Trabzon’a gitmeyi düşünen arkadaşlarım size verebileceğim en iyi tavsiye konaklama için Ayder yaylasını seçmeniz olacaktır. İnanın buna pişman olmayacaksınız.

Gecesi ayrı, sabahı ayrı şahane olan bu yaylada güneşin sabah yüzünüzü nasıl aydınlatacağını, doğayı nasıl çeşit çeşit yeşile boyayabileceğini, dağların ardından akan sularda nasıl parlayacağını görmek için sabır gerekiyor. Gece üzerinize çöken sisin kasvetine kapılmadan, sabahın nurundan umudu kesmeden sabırla beklemeyi gerektiren bir yayla.

20151029_210339_HDR

Öyle çok etkilendiğim bu yer hakkında yazarken kelimeler yetmedi bana, hayran oldum.

Peki, Ayder’de nasıl bir gün geçirdim? Bunu izninizle gelecek hafta anlatmak istiyorum.

Gelecek haftaya kadar ben anlatacaklarımı yazarken, siz de sevgiyle kalın.

Comments

comments

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir