Masal Şehri Prag’ı Gezmeye Devam Ediyoruz

Küçük bir  moladan sonra Prag’ı gezmeye devam ediyoruz. Old Town Meydanı’nın tam ortasında, yenilikçi görüşlerinden ötürü, yakılarak öldürülen din adamı Jan Hus anısına, ölümünün 500. yılı olan 1915 yılında yapılan anıt ve çevresinde çok iyi korunmuş tarihi binalar var. Eski şehir, mimari yapısı hiç bozulmadan, olduğu gibi günümüze kadar gelmiş. Tyn Kilisesi de  öndeki binanın   arkasından, 80 metrelik görkemli gotik ikiz kuleleriyle  ben de buradayım diyor.

Jan Hus Anıtı
Jan Hus Anıtı
Tyn Kilisesi
Tyn Kilisesi

Oldukça geniş olan bu meydanın çevresinde; turistik cafeler, barlar, lokantalar, dükkanlar sıra sıra dizilmiş.  Prag’ın Bohemya kristalleri meşhur olduğu için kristal mağazaları da var ama, küçücük bir objenin fiyatı  bile 35-40 eurodan başlıyor, bilgilerinize. Bir de Çek’ler kukla yapımı ve sanatında uzmanlarmış,  haliyle pek çok  kukla satan dükkan var. Öyle basit kuklalar değil, irili ufaklı, çeşit çeşit. Almayı düşünmüyorsanız bile, masal şehrinde, masal kahramanlarıyla beraber olmak için içeri girmenizi öneririm.
kukla

Astronomik Saat Kulesi, bana göre Old Town Meydanı’nın en ilginç yapısı. Hikayesi de en az kendisi kadar ilginç: Güneş’in, Dünya’nın ve Ay’ın konumlarını da gösteren saat, 15. yüzyılda Profesör Jan Ruze (Hunuş Usta) tarafından yapılmış. Ustanın ünü dünyaya yayılınca, kral rahatsız olmuş. Ustanın başka bir yerde tekrar böyle bir saat yapmasını engellemek için Hunuş Usta’nın gözlerine mil çektirmiş. Kör olan Hunuş Usta bu duruma dayanamamış, saate zarar verip intihar etmiş.

Astronomik Saat
Astronomik Saat

Kulenin üstündeki  kuklaların ve  figürlerin vermek istedikleri mesajlar var. Saatin altındaki heykel figürler; bilime, adalete, astronomiye ve eğitime önem vermemizi hatırlatmak içinmiş. Üstteki kuklalar ise: Elinde ayna tutan figür, kibir ve kendini beğenmeyi; elinde altın kesesi tutan Yahudi, açgözlülük ve faizciliği; iskelet, ölümü; mandolin çalan Osmanlı ise  keyfi ve eğlenceyi sembolize ediyormuş.

Astronomik Saat
Astronomik Saat

Astronomik Saat, her  saat başında başlayan ve 3-4 dakika süren  gösterisiyle   meşhur.  İskelet kuklası  elindeki zili çalıp, başını sallıyor ölümün yaklaştığını haber veriyor, diğer figürler de kafalarını sağa sola çevirip ölümü kabullenmediklerini gösteriyorlar ve horoz ötüyor. Kulenin üstündeki iki küçük pencere açılıp, 12 havariyi temsil eden kuklalar mekanik olarak geçişlerini tamamlıyor. Hatta bizim şansımıza saat kulesine  çıkan biri, gösteri bittikten sonra hızını alamayıp çaldığı trombonla  mini bir konser  verdi. Aşağıdaki fotoğraftan da göreceğiniz gibi bu gösteriye talep çok fazla. Aslında gösteriyi seyredince, toplanan kalabalığı düşünüp hayal kırıklığına uğradığımı da söylemek istiyorum. Bu kadar insanın sadece bu animasyon için bekliyor olması tuhaf geldi. Komik olan şu ki;  işte ben de buradayım, bekledim ve seyrettim.

bekleyenler
Bu insanlar nereye bakıyor?

Prag’da yürürken dünyanın en dar sokağını gördük; aslında daha dar iki bina arasından geçmişliğim var ama burası numaralı, kayıtlı, tescilli hatta ışıklı bir sokak. İki kişinin yanyana geçmesi mümkün olmadığı için ışık konmuş. Sokağa girerken düğmeye dokunarak kırmızıya dönmesini bekliyorsunuz. Sonra da geçiyorsunuz. Yani yeşilde geç, kırmızıda dur. Karşıya geçmek için sokağa girdiğimde duvarlar üstüme üstüme geldi. Benim tercih edeceğim bir yol değil, klostrofobisi olanların da dikkatli olmasını öneririm.

Wenceslas Meydanı, Prag’daki son durağımız. 600 yıl kadar önce at pazarı olan bu meydan, günümüzde ticaretin ve eğlencenin merkezi sayılıyormuş. Dikdörtgen şeklinde kocaman bir alan düşünün. 400.000 kadar insanı alabildiği için gösteri ve kutlamalar genelde burada yapılırmış. Hatta Çekoslavakya’da komünizmin bitişine neden olan, 1989 yılındaki protesto yürüyüşleri de burada yapılmış.

Wenceslas Meydanı
Wenceslas Meydanı

Meydanın sonunda St. Wenceslas (Vaclav) atlı heykeli ve hemen arkasında da Ulusal Müze bulunmakta.

St. Wenceslas Anıtı ve Ulusal Müze
St. Wenceslas Anıtı ve Ulusal Müze

Wenceslas Meydanı’nda kapkaççıların olabileceği, çantalarımıza dikkat etmemiz söylenmişti ama hiç ihtimal vermemiştim. Akşam saat yedide, müzenin önünde buluşmuş, otobüsümüze gitmek için meydanı terk ediyorduk ki; metro girişinin biraz önünde, genç bir kadının bağırdığını duyarak sesin olduğu yöne baktım. Genç bir erkek elinde çantayla koşuyordu, hemen arkasında da başka bir genç erkek onu kovalıyordu. Kovalamaca sürerken , başkaları da olaya dahil oldu ama hırsız, gördüğüm kadarıyla, yakalanamadı. Alanda dolaşırken bazı kişilerin çaktırmadan insanları gözetlediği hissine kapılmıştım, demek ki kuruntu yapmıyormuşum diye düşündüm. Bu tatsız olay, çantamdaki paramın yarısını bavula koymama ve gezinin geri kalanında kol çantamla bir bütüne dönmeme neden oldu. Ama  Prag aşkımı bitiremedi, ne de olsa bir masal şehrindeyiz ve  her masalda  kötü bir karakter vardır.  Demek ki  bu masalın kötüleri, Wenceslas Meydanı’nın hırsızlarıymış.

Yolcu yolunda gerek. Plana göre, bu geceyi otobüste yolda geçirip sabahın ilk ışıklarıyla Hollanda’da küçük bir balıkçı kasabası olan Volendam’da olacağız.

Esen kalın.

Comments

comments

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir