Bazen Ruhun Gıdası, Bazen Anıların Aynası

Geçen haftaki yazım da, her Kasım – Aralık ayında olduğu gibi sonbahar hüznünün yine gelip karşıma oturduğunu yazmıştım. Günler yaklaştıkça artan bir keder olur içimde.

Bugün 25 Aralık… Tam beş yıl önce kalbimin bir parçası koptu. Ondan üç yıl önce, yine Aralık ayında amcamı toprağa vermiş ve onun yokluğuna alışamamışken, babam da kardeşlerinin, annesinin, babasının ve özlem duyduğu sevdiklerinin yanına gitti.

Akşam, evimin içinde yankılanan ani gelen vefat haberi. Bitmek bilmeyen yol. Merdivenleri üçer beşer çıkıp karşılaştığım akrabalar ile kalan umudumun yok oluşu.

Herkes orada. O ise, boylu boyunca yatıyor, uykuda. Sabah selası verilip yıkanmaya gidene kadar, “Acaba açar mı gözlerini, bir derin nefes alır mı?” diye son bir bekleyiş. Ev hep kalabalık. Öğlen namazı sonrası, tüm sevdikleri, sevenleri veda için camideler. Avludan taşılmış, sokaklarda kılınıyor namaz. Güneşin parıl parıl parladığı bu günde dostlarına, evine, mahallesine veda ederek giderken her şey bir rüya, bir filmin sahnesi sanki. Sessizce dökülen gözyaşları… Hangi omuza yaslanıp ağlasam? Herkeste aynı yas. O anda, babamı çok tanımayan, sadece bana destek olmak için orada olan arkadaşlarım elimi tutarak bana güç veriyor. Son ve en zor görev ise mezarlıkta. Defin işlemleri “Artık geri dönüş yok.” diyor bize.

Onu orada bırakıp eve dönmek kolay mı? Yavaş yavaş çiselemeye başlayan yağmur da hüznümüze eşlik ediyor.

Ağızlardan dökülen başsağlığı dilekleri. Oysa ki, biz “başımızı” kaybetmedik mi?

Akşam duasında 150 kişi bir arada. Sonra… Yavaş yavaş insanların dağılması. El ayak çekilince sadece annem, ben ve ağabeyim. Salonda yalnız kaldığımızda anladık her şeyin gerçek olduğunu. Kocaman bir taş oturdu yüreklerimize.

Anne, baba ve çocuklar olarak en küçük aile birimi değil miydik biz? Kaldık üçümüz, şaşkın, başsız, savunmasız…

Son görev zamanı. Mekanında huzur içinde uyuması için edilen dualar. Gündüzler çabucacık geçerken, geceler bitmek bilmeden, uzun ve acılı.

Bir hafta sonra evime dönme vakti geldi. Ailem, evim, işim beni bekliyordu. Bir haftadır yanımda olan kalabalık yok oldu bir anda. Eşim işine, oğlum dershanesine gitti. Evde yanlız, yapayanlız kaldım. Acıyla yüzleşme vakti gelmişti işte sonunda… Her yerde babamın fotoğrafları. Sessizlik ise dayanılmazdı. Her zaman bana moral veren müzik belki de tek ihtiyacım olandı. 16 Aralık’ta piyasaya çıkmış olan Candan Erçetin’in “Kırık Kalpler Durağında” CD’si açılmamış, masanın üzerinde duruyordu. Bilgisayarımı açıp CD’yi koydum, ilk şarkı çalmaya başladığında ezgilere karışmış hıçkırıklar arasında ben duyuyor muydum? Şarkılar ardı ardına çalarken, yüreğimdeki taş erimeye, hıçkırıklarımın arası azalmaya başladı. Doyasıya ağlamak mı iyi gelmişti, yoksa müzik mi? Kulak kabarttım belki de üçüncü defa baştan başlayan CD’ye “Kul kurar, kader gülermiş.” diyordu. Candan Erçetin’in sesi ve şarkıları çekti çıkardı beni o karanlıktan. Kaç kere başa alıp dinlediğim şarkıların sözleri sanki o günkü durumuma uygun yazılmıştı.

Kul kurar kader gülermiş
Bazı hikayelerin sonu mutsuz bitermiş
Ama kadere inat insanoğlu hayal kurmaya
Yazgım değişir diye inanmaya devam edermiş!…

*****

Geçimsizim bugünlerde
Kimsesizim bu yerlerde
Değersizim bu ellerde
Çaresizim doğduğum yerde…

*****

Unutursun unutursun
Zaman geçer avunursun
İsyan etsen de derinden
Hayat tutar ellerinden
Bir gün gelir unutursun
Önce yaşayamam zannedersin acından
Ben de gidiyorum kalamam dersin kahrından
Bunun için merhamet dilersin Tanrı’ndan
Duymaz kimse sesini
Bıkarlar gözyaşından…

İlk defa o akşam yastığa başımı koyduğumda içimde bir huzur vardı. Son bir kez sarılıp vedalaşamadığım babam o gece rüyama misafir oldu. Gülüyordu, etrafında sevdiği çocuklarla eğlenirken bana el salladı. “Merak etme ben iyiyim.” dedi. Böylece vedalaşmıştık.

En sıkıntılı anımda çalan ezgiler o gün beni rahatlatıp huzura kavuştururken, bugün ise aynı günü tekrar yaşatıyor, ayna tutuyor. En eğlenceli şarkısını bile buruk acı ile dinliyorum. Babamı hatırlıyorum, dualar ediyorum onun için.

"Müzik benim tesellimdir."
“Müzik benim tesellimdir.”

Not: Yüzyıllardır müziğin ruh üzerinde etkisi olduğu tıp bilimince açıklanmıştır.

Ünlü seyyah Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde ‘ruh hastalarının burada müzikle nasıl tedavi edildiklerini’ şöyle yazmıştır; “Müziğin insan ruhu üzerindeki olumlu etkisi konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip Darüşşifa’nın hekimbaşısı, hastalarına önce çeşitli müzik makamları dinletiyor, kalp atışlarının hızlanıp ya da yavaşladığına bakıyor, yararlandıkları uygun melodiyi belirliyor ve ondan sonra tedaviye başlıyor.

Büyük İslam bilgin ve filozoflarından İbn-i Sina (980-1037), musikinin tıpta oynadığı rolü şöyle tanımlamaktadır: “Tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi musikiyi dinletmek, onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir.

Comments

comments

Yazar Hakkında

Serpil Şengör

YAŞAM BÖLÜMÜ YAZARI - EDİTÖR| Kahve Çekirdeği, Muhabbetin Kalbi| 1971 senesi tanıklık ederken tarihte bir çok olaya, sabah 9.05’de ben gelmişim dünyaya... Bir anda kalabalık Sayar ailesinin ferdi oluvermişim. Aileden gelen genlerin dışında Birsen ve Yaşar’ın verdiği terbiye ile kişiliğim şekillenmeye başlamış. Kaan’ımla evlenip Şengör ailesine katılınca, zeytin gözlü oğlum Atakan’ımı alınca kucağıma, yeni olaylar, yeni kişiler de girince hayatıma bugünkü Ayşe Serpil çıktı ortaya... Burcum Ikizler, bir de yükselenim Aslan olunca epey karmaşık yapım herkesi şaşırtır. En olmadık yerde dökülürken gözyaşlarım, bir anda heryeri çınlatır şen kahkahalarım. Yaşam felsefem, “her zaman gülümsemek, mutlu olmak ve sevdiklerimi de mutlu etmektir”. Bu yüzden, masa başı iş hayatım devam ederken gönüllü çalışmalarına katılırım. Bunlardan biri de sosyal sorumluluk projeleri olan “İmza:Kızın", "İmza:Karın", "İmza:Ben" kitaplarıdır. Verdiği heyecan ve mutluluğun yanı sıra yazdığım satırların bana nasıl yeni ufuklar açacağını hayal bile edememişim.

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir