Sadık Karan ile Müziğe ve Hayata Dair Gerçekleştirdiğimiz Keyifli Bir Sohbet

Merhaba;

Bu Ocak Ayı Konuğumuz ” Sadık Karan ” Kendisini Biricik Dünyam okurlarına daha yakından tanıtmak arzumuzu kırmadı ve bizle bu keyifli röportajı gerçekleştirdi.

Gelin Sadık Karan’ı biraz daha yakından tanıyalım;

R2

* Sadık Karan gözlerini kapatıp çocukluğuna ve gençliğine gitse, bizlere neler anlatmak ister?

İzmir’in Ödemiş ilçesinde doğdum. O zamanlar ufak bir ilçeydi doğduğum yer. Mahalle arkadaşlıklarının komşuluk ilişkilerinin olduğu, insanların birbirlerini tanıyıp selamlaştığı, kapı önü sohbetlerinin yapıldığı, dalından meyve sebze koparıp yeme şansına sahip olduğum, insanların birbirine sıkı bağlarla bağlı olduğu geniş bir ailede, herkese nasip olmayan ve her zaman şükrettiğim çok huzurlu bir çocukluk geçirdim. Hala çocukluk arkadaşlarımla görüşürüm. Apartman dairelerine bilgisayar ekranlarına hapsolmamış, sokakta oyunların oynandığı, pamuk şekerler, horoz şekerler satan amcaların, sokak dondurmacılarının, macuncu dedelerin olduğu, şu an artık filmlerde bile bahsedilmeyen çok güzel bir çocukluktu benimki. Öyle ortamlarda yetişen çocukların daha maneviyatlı, daha paylaşımcı olduklarına inanıyorum.

* Dolu dolu bir gençlik geçirmişsiniz. Pek çok sosyal aktivitede bulunmuşsunuz. Folklörden tutun da hentbola kadar geniş bir yelpaze tüm bunlara nasıl vakit bulabildiniz?

Ufak yerde doğup büyümüş birinin sosyalleşme çabasıydı belki bilmiyorum. Gerçi her çocuk benim gibi miydi onu da bilmiyorum ama sosyal etkinliklerde olmayı hep sevdim çocukluğumdan beri. Okulla paralele yürüyen etkinliklerdi hepsi. Sağlam arkadaşlıklarım oldu o etkinlikler sayesinde. Okul hentbol basketbol takımları, tiyatro grupları, korolar, folklör grupları daha bir sürü aktivite. Severek yaptığınız her şey için zaman ayırabiliyorsunuz istedikten sonra.

* Ege Üniversitesinde Coğrafya Öğretmenliği eğitimi aldınız. Peki müziğe nasıl geçiş yaptınız?       

     
Müziğe olan yetenek ve sevginin doğuştan getirilen bir özellik olduğunu düşünüyorum. Hep vardı hayatımda müzik ve çok ilginçtir küçücük bir çevrede küçücük bir dünyada ‘’bir gün müzikle ilgili bir şeyler yapacağım’’ gibi büyük hayallerim vardı. Hatta bazen alay konusu bile olmuştur o dönem bu hayallerim. Gerçi gerçekten uzak hayaller de kuran biri değilimdir pek. O günlerden kalma bir özellik sanırım, bugün bile hayallerimden bahsetmem kalabalıklarda. Hayal ettiğini kendine sakla, gerçekleştir, görsünler, gibi bir hayat felsefem oluşmuş demek ki. Şimdi soruları cevaplarken fark ediyorum  O zamanki sınav sistemi, müziğin garanti bir meslek gibi görülmemesi, ailemin bileğinde bir altın bilezik olsun telkinleri vb. sebeplerle öğretmenlik eğitimi aldım. Kendi okuluma devam ederken de bir yandan da aynı anda Prof.Dr. Müfit Bayraşa’dan şan ve repertuar dersleri aldım uzun yıllar. Okul sonrası iki yıl özel sektörde öğretmenlik yaparken istifa edip İzmir’den İstanbul’a yerleştim. Ama en önemlisi ailemin desteğiydi. Onlar olmasaydı yapamazdım. Tabi bu arada hayallerle yola çıkmak güzel ama bir bilen tarafından onaylanıp, destek görmeseydim sadece hobi olarak da kalabilirdi müzik hayatımda.
R1

* Hayatımın dönüm noktası dediğiniz an nedir?

Spesifik olarak şudur diyemem. Sadece bir denkleme inanırım hayatta. Amaç, emek, azim, sabır, inanç. Bu beş başlık bir çok şeyi şekillendirmiştir hayatımda. Ama illa somut bir örnek gerekirse yüzümde hala duran, geçirmiş olduğum bir hastalığın izi mesela, çok şeye farklı bakmamı sağlamıştır erken yaşta. Gerçek, özde iyi niyet mucizeleri getirir insanın ayağına. Olumlu ya da olumsuz yaşanan her şeyin bir sebebi olduğuna inanırsan kolaylaşıyor birçok şey.

* Çok değerli bir üstattan Prof. Dr. Müfit Bayraşa’dan şan eğitimi aldınız. Aldığınız eğitimi, pop müzik içinde kullanabildiğinizi düşünüyor musunuz?

Ben kendimi bir sınıf içinde hissetmedim hiçbir zaman. Etiketler ve sınıflamalar başkalarının uydurması. Ben müziği seviyorum. Popçu rockçı arabeskçi vs. birilerinin yakıştırması. Benim için müziğin sınıfı yoktur, duygusu vardır. Elimden geldiğince dinleyene onu geçirmeye çalışıyorum, onun için çabalıyorum. Aldığım eğitim teknik olarak şarkı söylemeyi öğrenme eğitimiydi ve bu süreç hiçbir zaman bitmeyecek. Her gün yeni bir şeyler öğreniyorum.

* Sadık karan Markasını büyütmek ve kariyerini olumlu yönde yükseltmek için neler yapıyorsunuz?

Aslolanın üretim olduğunu düşünüyorum. Üretimin sürekliliği ve bu üretimin yenilenerek günü yakalaması. Diğer yandan da ürettiğinizin profesyonel bir ekip tarafından dinleyiciye ulaşması çok önemli. Sektör olarak da profesyonel bir seviyede olmadığımızı düşünüyorum. Çünkü müzik ticari olarak da sanılanın aksine kıymetsiz bir sektör. Dinleyicinin de kendini yenilemesi, araştırması, beğendiğini sahiplenmesi gibi bir kültür yerleşmeden de markalaşmak tanımı ünlü olmak demekten öteye geçemeyecek henüz diye düşünüyorum.
dddd

* Sadık Karan kimleri dinler?

Ruhuma dokunan, emek verildiğine inandığım, öğrendiklerimle örtüşen, kulağımda kirlilik yaratmadığına inandığım her şeyi ve herkesi dinlemeye çalışıyorum.

* Meslektaşlarınızın bir kısmı televizyon, dergiler ve magazinde yer alırken, siz yaptıklarınızla ses getiriyorsunuz. Bunu nasıl başarıyorsunuz? Yaptığınız iş sonuç olarak popüler kültüre hizmet etmekte medyaya konu olmadan başarılı olmak zor değil mi?

Yolun en başından beri kendimin değil, ürettiğim şarkının ürün olduğunu düşünerek ilerliyorum. Mahalleye giden yolları biliyorum ama mahalleyi sevmiyorum diyebilirim kaba bir tabirle. İzleyici olarak izlemekten hoşlanmadığım hiçbir ortamın içinde olmamaya gayret gösteriyorum. Ünvanlar sıfatlar payeler adı her neyse hiç biriyle ilgili değilim. Ben şarkı söylemeyi, yazmayı seviyorum. Diğer durumlar konusunda biraz sanırım sert bir yanım var. Kimseyi eleştirme yadırgama yorumlama hakkına sahip değilim sadece ben böyle olmasını tercih ediyorum kendi adıma.

* Şarkı sözü yazarken size neler ilham veriyor? Sizde aşık olmadan yazamam diyenlerden misiniz? Yoksa her şeyden bir ilham bulabilirim arkadaşımın bir damla gözyaşı, mutluluğa dair bir tebessümü yeter mi diyorsunuz?

Daha önce birkaç sohbette de söylemiştim. Şarkı yazmak, oyunculuk gibi, senaryo yazmak gibi bilinçli bir şizofreni hali galiba. Yaşadıklarım kadar başkalarının yaşadıkları, kurgular, hayal dünyası, olmayan bir durumu varmış gibi hissetme hali, gözlemler vesaire vesaire. Liste uzar gider. Sanırım biraz arızalı bir durum

R6

* 2013 yılında çıkardığınız albümünüz “Yeni” nin bir hikayesi var mı?

2005 BAK GİDERSEM DÖNMEM, 2008 AMAN üstüme geliyorlar, 2010 DOST KAZIĞI’ndan sonra ‘’YENİ’’ benim dördüncü çalışmam. Diğer albümlerimden ayrılan yanı, yola çıkarken sorduğum sorunun değişmesiydi belki. Dinleyici olarak nasıl şarkılar dinlemeyi seviyorum sorusuyla yol aldığım bir iş oldu. Hiçbir ticari kaygının içine düşmeden, biraz da inatla ama çok inanarak ve çok emek vererek çalıştığım bir albüm oldu. İçindeki şarkılar şöyledir böyledir diye anlatmaktansa kulak verilerek dinlenirse ne anlatmak istediğinin daha iyi anlaşılacak olduğunu düşündüğüm ve bugünkü aklımla çok severek yaptığım bir albüm. Şu sözü yazsam tutar mı şu melodi nasıl olur acaba gibi teknik konulardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalıştım.

* Albümünüzün tamamı kendi imzanızı taşıyor. Hayranlarınızın yeni albümler için beklentilerini yükselttiğini düşünüyor musunuz?

Samimiyeti rehber edindiğinizde ve çok emek verdiğinizde dinleyici bunu fark ediyor zaten. Bu sefer nasıl bir şey yapacak bakalım beklentisi yaratabilmek güzel ama güzel olduğu kadar zor bir durum. Ben elimden geleni yapıyorum, yaparken de herkesten önce kendi kendimi yiyorum zaten. O kadar göreceli bir durum ki. Kimi çok seviyor, kimi ne yapmış bu deyip çıkıyor işin içinden. Ben de ruhuma baskı yapan bu durumdan ben herkesi seviyor muyum ki herkes beni sevsin diyerek kurtulmaya çalışıyorum 🙂 İyi farklı yenilikçi bir şeyler denemek istiyorum her zaman. İnşallah uzun yıllar şarkılar üretebilmek, ürettiklerimi paylaşabilmek tek dileğim.

* Her sanatçı yaz aylarında hareketli parçalarla ile çıkış yapmayı tercih eder. Siz slow bir şarkı ile çıkış yaptınız, bunun bir risk olduğunu düşünüyor musunuz?

Sürekli aynı tarzda şeyler istenmesi pek hoşuma giden bir durum değil açıkçası. Sürekli aynı tarzda şeyler söyleyen biri olmak istemiyorum. Bugünkü sektörel krizin de bu denklem, bu beklentiler, bu klişe inanışlar yüzünden olduğunu düşünüyorum. Aynı tarzı isteyen radyolar, yapımcılar, dinleyiciler olduğu müddetçe yenilenmek zor. Ben her işte önce samimiyeti rehber alıp farklı şeyler denemek istiyorum kendi adıma. Müziğin ritminden çok hissettirdiği duygunun önemli olduğuna inanıyorum. Risk almadan farklılık yaratamazsınız.

toz duman

* ” Toz Duman ” adlı şarkınız hayatınızdan bir an taşıyor mu?

Kim bilir belki taşıyordur 🙂 Şaka bir yana ben şarkının yazanıyım sadece ve artık benden çıktı yazdığım andan itibaren. Benim hayatımdan bir an taşımasından ziyade dinleyenin hayatından bazı anları anlatıyor mu o daha önemli. Ama klibi benim en gerçek klibim. Ailem çocukluk arkadaşlarım oynadı klipte. Çocukluğumun geçtiği gerçek bir mekanda çekildi. O yüzden benim için çok farklı çok özel çok doğal sahici bir hatıra klibi oldu.

* Şarkılarınız dinleyenlerinizin kulaklarından çok kalbine hitap ediyor. Aşkı bu kadar iyi anlatan bir sanatçıya tek kelime sorsak ” AŞK ” desek bize neler söylemek ister?

Siz bir şarkı yazarsınız o şarkıda biri içini dökmüş der, biri tam beni anlatmış der, biri ne yapmış bu saçmalamış der vs. Ayrı yerlerde birbirine benzer şeyler yaşayan insanlar bir şarkıda buluşur. O yüzden şarkı herkese yapılmaz. Şarkı dinleyene göre şekil alır. Hiç aşık olmamış birine aşk şarkısı anlamsızdır. Ya da aşkı sadece sevişmek sanan biriyle, birini çok özleyen sevdiği için her türlü zorluğa göğüs geren birinin sevdiği şarkılar, sözler farklıdır misal. Her aşk kendine göredir o yüzden, şarkı gibi. Dün yeni bir aşka başlayan biriyle, birinden yeni ayrılmış, aldatılmış birinin aşkı tanımlaması farklı değil midir? Tanımı yok o yüzden. Yaşayana göre değişir aşkın tanımı. Kendi adıma gerçek aşk, birini sevmek duygusu, çok huzurlu ama bir o kadar da çok zor bulunan bir duygu. Tek diyebileceğim herkese yaşamak nasip olsun inşallah.

* Kısa kısa kelimeler sorsak size ne ifade ettiğini tek kelime ile söyler misiniz?

Kitap: Kaçış Müzik :  Hayat Parfüm : Anı  Kadın: Aşk Ölüm : Son Mutluluk: Yetinmek

 

Uzun yıllar şarkılar üretebilmeniz, ürettiklerinizi paylaşabilme dileğinize tüm kalbimizle katılıyoruz. Değerli vaktinizi bizlerle paylaştığınız, içten sohbetiniz için çok teşekkür ederiz.

Çok keyifli bir sohbetti. Biricik Dünyam okurlarına selamlar…

Comments

comments

Yazar Hakkında

Biricik Nuray

KURUCU ORTAK & EDİTÖR | Biricik Nuray, Anadolu Üniversitesi Okul Öncesi Eğitim Öğretmenliği Bölümünde okudu. Finans ve muhasebe alanında 15 yıl çalıştı. Profesyonel iş hayatı devam ederken 2011 yılında Biricik Dünyam Kadın Portalını kurdu. Halen portal da editörlük ve köşe yazarlığı yapmakta. Biricik Dünyam ve Pozitif Düşünceler’ in organize ettiği sosyal sorumluluk projelerini yönetti. Bu çalışmaları esnasında edindiği tecrübe ile ilgi duyduğu kişisel gelişim alanında seminerler ve sertifikasyon eğitimlerine katıldı. Halen duygu, düşünce ve şartlardan kaynaklanan nedenlerden ötürü bulundukları noktadan hareket edip yeni kararlarına ve hedeflerine ulaşmakta zorlanan danışanlarının yolculuğu için adım atmaları konusunda Pozitif Düşünce & Yaşam Koçluğu yapmakta.

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir