Sevgin Yeter Herkese, Sen Yeter ki Kimseden Esirgeme…

Unutma, yağmurun yağdığı kadar ıslaksın

Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.

Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın

Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.

Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!

İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın

Can Yücel

……

İlk yazımda heyecandan “Orhan Veli en sevdiğim şair” diyerek Can Yücel’i atlamışım. Orhan Veli kadar sevdiğim ama söylemeyi unuttuğum şair “Herşey Sende Gizli” şiiri ile yeniden çıktı karşıma, “Hani beni de çok seviyordun?” dedi bana. Samimi ve mizahi bir dille, hafif dokundurarak, söylemek istediklerini çekinmeden söyleyen, satırları arasına anlamlar yüklemeyen, açıkça ifade eden Can Baba’nın dizelerine yer vermek istedim bu yazımda ben de. Onun anlattıklarının yanında benim de anlatacaklarım ile daha farklı bakarız belki hayata ve insanlara.

Günümüzde mutlu olmak için psikologların, araştırmacıların, yaşam koçlarının değindiği konuları ne güzel toplamıştır bu şiirde. İlk okuduğumda kaç yaşımdaydım hatırlamıyorum, etkilemişti beni. “Herşey sende gizli, mutluluk da mutsuzluk da, iyi olmak da elinde kötü olmak da, sensin hayatını renklendiren ya da çekilmez kılan.” diye özetlemişti.

Ne kadar yaşarsan yaşa,

Sevdiğin kadardır ömrün..

Gülebildiğin kadar mutlusun.

Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin

Zamanla bu sözlerini kendime rehber edindim. “Sevmeyi, gülmeyi, sonunda güleceğim için ağlamayı” eksik etmedim. Hele şiire noktayı koyan son mısra,

Sevdiğin kadar sevilirsin…”

Sevgimi kimseden esirgemeden, ayırım yapmadan insanları, doğayı, hayvanları sevmemi söylüyordu. Doğuştan şanslı oldum bu konuda, ne istiyorsak onu veren hayat da cömert davrandı, beni aratmadı ve hep seveceğim kişiler oldu etrafımda.

Ne zaman, nerede, hangi anne babanın evladı olacağımız yazılmıştır ya alın yazımızda, biz seçemeyiz ferdi olacağımız aileyi, hepsi farklı karakterdedir, anlaşıp anlaşmamak kısmet işidir. Benim alın yazımda kalabalık bir aile yazılmış. Halalar, teyzeler, amcalar, bir dayı, kuzenler…. Manisa Mevlevihanesi’nin bahçesinde bulunan yanyana ekilmiş 12 adet servi vardır, birlik ve bütünlüğü simgeler, her biri kendi bir ağaç iken uzaktan bakıldığında büyük heybetli tek bir ağaç gibi gözükür, tıpkı benim ailem gibi.

12 servi ağacı - Manisa Mevlevihanesi
12 servi ağacı – Manisa Mevlevihanesi

Ne mutlu ki, sıklıkla biraraya gelip çok eğleniriz, ortak planlar yaparız, en zor günümüzde ise bir oluruz. Gelinleri, damatları da aynı sevgi ile karşılayıp onlardan da karşılık buluruz. Bu da büyüyen ailemizin bağlarını güçlendirir. Bir de ceviz içleri dediğimiz yeğenler, torunlar ile daha da şenleniriz. Her yeni doğan yeni bir ışıktır, enerji getirir bize, daha çok kaynaştırır.

Bu kocaman aile içinde benim küçük ailem ise eşim ve oğlum. Onları ne kadar çok sevdiğimi bildikleri için belki de en kaprisli, en çekilmez hallerime katlanırlar sabırla, benim onlara verdiğim sevginin misli ile karşılık verirler bana.

Bir de dostlarım “Arkadaş sayısız olabilir ama dertleştiğin, güvendiğin dostun sayısı bir elin parmakları kadar olur.” deyişinin aksini kanıtlar gibi, hayatımın çeşitli evrelerinde, özellikle her yeni başlangıçta, en çok ihtiyacım olduğunda, en zor anımda ortaya çıkmış, bana destek olmuş ve kol kanat germişlerdir. Şans eseri yollarımız kesişmiz arkadaşlık mertebesini geçerek hop dostluk mertebesine yerleşmişlerdir. Geriye baktığımda, bazıları bir yıldız gibi kayıp gitmiştir, onlar için hüzünlenirim, anılar geçer gözlerimin önünden, nerelerdeler, ne yapıyorlar diye düşünürüm, kalbimde olan yerlerinin bir tozunu almış olurum. Her zaman minnettarımdır onlara, sanki görevlerini yerine getirmiş ve usulca çekilmişlerdir hayatımdan. Ama, beraber büyüdüğüm çocukluk dönemi dostlarımın yanı sıra daha sonra okul, iş, hobiler, eşim ve oğlum sayesinde hayatıma girmiş olan, beni düşünen, anılarımı paylaşan, bu satırları okuduklarında “işte benden bahsediyor” diyen gerçek dostlarım, her zaman mutluluğumu paylaştığım gibi dertlerimin de çözümleri onlardadır.

Geçen gün arkadaşım “Nasıl herkesi sevebiliyorsun?” diye sordu. Belki de yapmacık gelmişti ona. Ben şaşırdım bu soruya. Konuştukça farkettik ki, o sevginin çoğalabileceğine inanmıyordu. “Bize bir oran verilmiş, onu da paylaştırmak gerekir.” dedi. İki evladı olursa, evlat sevgisini ikiye bölecek diye ikinci çocuğu düşünemiyordu. Ben hiç böyle düşünmedim. Tarifi zor ama sevgisi hiç bir şeye değişilmez 10 evladım olsa hepsini aynı coşkuyla sevebilirim. Aileme, eşime, dostlarıma verdiğim sevgiyi de azaltmaz. Hepsinin yeri apayrıdır. Küçükken de sorulan “anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı?” sorusuna cevap veremezdim. Halen veremem, çünkü çok farklı, kıyaslayamam. Ben, “benim içimde bir sürü balon var” diye düşünüyorum. Sevdiklerime veririm bu balonları, eğer uçup gitmemesi, sönmemesi için çaba sarfediyorsak işte o zaman gönlümdeki yerleri vazgeçilmezler bölümünde olur. Onların sevinçleri en büyük mutluluğumdur. Başlarına bir şey gelse yüreğimden bir parça kopar, kuş olup yanlarına uçup çare bulmak isterim bir çırpıda. Onlara zaman ayırmaya çalışırım. Bazen biraraya gelmek mümkün olmaz, bazen mesafeler girer araya işte o zaman teknolojiye şükrederim. Özlediğimde burnumun direği sızlar, fırsat bulmuşsam ararım, sesini duymak iyi gelir, eğer ben fırsat bulamaz ise o özlem duygum o kişinin kalbine ulaşır ve bir bakarım telefonumun ekranında adı, o beni aramıştır.

Mutluluğun anahtarı sevgidir, sevdiğiniz ve sevildiğiniz sürece yaşamın tadına varırsınız.” diyerek Can Yücel’in güzel dizeleri ile başladığım yazımı “İmza:Ben” kitabında benim için değerli herkese, vazgeçilmezlerime yani YAPITAŞLARIM’a yazdığım şiir ile bitiriyorum. Her zaman sevgiyle kalın.

Beni ben yapan başta annem,

Babam, en geniş ailem,

Oğlum ve eşim,

Dostlarım, sevdiklerim,

Hepsi birer yapı taşım benim

Bilgiyi, saygıyı öğretenlerim,

Benden sevgiyi esirgemeyenlerim

Bana sabır gösterenlerim,

Değer verenlerim…

Hayat yolculuğumda,

Yanlız bırakmadıkları için beni,

Dilimden düşürmem teşekkürlerimi…

Comments

comments

Yazar Hakkında

Serpil Şengör

YAŞAM BÖLÜMÜ YAZARI - EDİTÖR| Kahve Çekirdeği, Muhabbetin Kalbi| 1971 senesi tanıklık ederken tarihte bir çok olaya, sabah 9.05’de ben gelmişim dünyaya... Bir anda kalabalık Sayar ailesinin ferdi oluvermişim. Aileden gelen genlerin dışında Birsen ve Yaşar’ın verdiği terbiye ile kişiliğim şekillenmeye başlamış. Kaan’ımla evlenip Şengör ailesine katılınca, zeytin gözlü oğlum Atakan’ımı alınca kucağıma, yeni olaylar, yeni kişiler de girince hayatıma bugünkü Ayşe Serpil çıktı ortaya... Burcum Ikizler, bir de yükselenim Aslan olunca epey karmaşık yapım herkesi şaşırtır. En olmadık yerde dökülürken gözyaşlarım, bir anda heryeri çınlatır şen kahkahalarım. Yaşam felsefem, “her zaman gülümsemek, mutlu olmak ve sevdiklerimi de mutlu etmektir”. Bu yüzden, masa başı iş hayatım devam ederken gönüllü çalışmalarına katılırım. Bunlardan biri de sosyal sorumluluk projeleri olan “İmza:Kızın", "İmza:Karın", "İmza:Ben" kitaplarıdır. Verdiği heyecan ve mutluluğun yanı sıra yazdığım satırların bana nasıl yeni ufuklar açacağını hayal bile edememişim.

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Şafak Karadeniz Kilimcigöldelioğlu
    Şafak Karadeniz Kilimcigöldelioğlu

    Ne güzel bir hayat felsefesi…

    “Sevmeyi, gülmeyi, sonunda güleceğim için ağlamayı” eksik etmedim.

    Ben çok ağlamam mesela, ağlarsam da kimse görmeden, çoğu zaman öfkemden, sorunu halledemeyişimden ağlarım. Oysa eskiden ne güzel ağlardım. Sanırım zamanla önceden yaşananlar göz yaşlarını kurutuyor…

    Kalemine sağlık
    Sevgiler

    Yanıt
    1. Serpil Sengor
      Serpil Sengor

      Günaydın
      Benim gözyaşlarım gözlerimin ucunda bir müzik dinlerken bile akıveriyor. Ölüm ve acı durumlar ayrı, ama doğum, evlilik, diziler, sokaktaki kedi, mutlu anlar bile bir şekilde beni ağlatıyor. Ama üzüldüğünde hıçkırarak ağlamak sağlık açısından çok önemliymiş, ilerleyen yazılarımda bundan da bahsedeceğim. Kalbini açık tut, gerekiyorsa ağla, sanki zihin berraklaşıyor. Daha sağlıklı bakıyorsun olaylara. Gülmek ile ağlamak kardeş. Sevgilerimle

      Yanıt
  2. EMEL
    EMEL

    Ne kadar güzel ve içten bir anlatım olmuş …
    Bir an aynadaki yüzümle karşılaşmış gibi oldum hislerimin tercümanı olmuşsun bir nevi,
    Kalabalıkların içersinde yalnız kalmayı değil de yalnızlığımız içersinde kalabalıklaşmayı nasip etsin bize yüce yaradan,
    Kalemine , yüreğine sağlık…

    Yanıt

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir