Yardım ve Anlayış Engellisiyiz, Değişmeliyiz…

Benim yazı günüm değil bugün, ama özel bir gündeyiz. O yüzden, yazmak istedim içimdekileri, bazı birikmişleri…

3 Aralık Uluslararası Engelliler Günü. 1992 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen bu günde engelliler için dünya çapında organizasyonlar düzenleniyor. Bir yıl boyunca onları yok sayıp sadece bir gün onları düşünüp ilgilenmek ne kadar adil?

İşitme, görme, bedensel, zihinsel nasıl olursa olsun, engelli olmak çok zor, ancak başımıza geldiğinde anlayabileceğimiz kadar zor. Ben engelli miyim, değilim. Ama ailemde, yakın çevremde o kadar çok örneğim var ki, biliyorum neler çektikleri, nasıl hayata tutunduklarını.
Bir engelli gördüğümüzde içimizde parlayan acıma hissiyle bakıp “Allah korusun” ya da “Şükür halimize.” deyip sonrasında arkamızı dönünce unutmaz mıyız? Bu şekilde davranarak, görmezden gelerek, yok sayarak ne yazık ki bizler engelliyiz, yardım ve anlayış engellisi… Tedavisi için ise insan olduğumuzu hatırlamamız gerekiyor.

Benim bugün değinmek istediğim, engelliler kadar zorluğu yaşayan annesi ya da babası… Bir yandan evladının diğer insanlar gibi olmaması içini dağlarken, “Acaba benim suçum mu bu halde olması?” diye kendilerini suçlarken, onun için en iyisinin yapmak, onu hep güldürebilmek için çabalayan anneler, babalar. Kocaman yürekleri var. Sabır dolu, anlayış dolu. Biz evladımızın ikinci defa sorduğu soruya ters cevap verirken, bir çok konuda anlayış göstermezken, onlar defalarca sorulsa da aynı güleryüzlülükle cevap veriyorlar, yılmadan, bıkmadan.

Bu ülkede engelliler için hangi adımlar atıldıysa engelli ailelerinin sayesinde. Onlar seslerini duyarabildikçe farkındalık artıyor. Derneklerde görev aldıkları sürece yardım topluyorlar, evlatlarını topluma kazandırmaya çalışıp engelli olduklarını unutturmaya çalışıyorlar. Sadece evlatları ile uğraşmak yerine üzüntülerini içlerinde yaşayıp koşturuyorlar sürekli. Kendilerine çok iyi bakmak zorunda olduklarını söylüyorlar, bir bebek gibi ilgilendikleri evlatlarının her zaman yanında olmalarının gerektiğinin farkındalar. Tek düşünceleri o ayrılış günü geldiğinde evlatlarını kime emanet edecekleri. Aynı özeni gösterebilecekler mi? İlgilenebilecekler mi? Aynı sorular dönüyor sürekli kafalarında.

Bu kişiler gerçek anne babalar, çocuklarına kol kanat gerdikleri için, ışık tuttukları için, onlara sahip çıktıkları için, yılmadıkları için, tüm zorluklara rağmen dimdik ayakta durdukları için. Bize düşen görev ise onların yanında olmak, destek olmak, yorulduklarında bayrağı devralmak belki de….

Özge Uzun'un yazısından alıntıldır.
Özge Uzun’un yazısından alıntıldır.

Comments

comments

Yazar Hakkında

Serpil Şengör

YAŞAM BÖLÜMÜ YAZARI - EDİTÖR| Kahve Çekirdeği, Muhabbetin Kalbi| 1971 senesi tanıklık ederken tarihte bir çok olaya, sabah 9.05’de ben gelmişim dünyaya... Bir anda kalabalık Sayar ailesinin ferdi oluvermişim. Aileden gelen genlerin dışında Birsen ve Yaşar’ın verdiği terbiye ile kişiliğim şekillenmeye başlamış. Kaan’ımla evlenip Şengör ailesine katılınca, zeytin gözlü oğlum Atakan’ımı alınca kucağıma, yeni olaylar, yeni kişiler de girince hayatıma bugünkü Ayşe Serpil çıktı ortaya... Burcum Ikizler, bir de yükselenim Aslan olunca epey karmaşık yapım herkesi şaşırtır. En olmadık yerde dökülürken gözyaşlarım, bir anda heryeri çınlatır şen kahkahalarım. Yaşam felsefem, “her zaman gülümsemek, mutlu olmak ve sevdiklerimi de mutlu etmektir”. Bu yüzden, masa başı iş hayatım devam ederken gönüllü çalışmalarına katılırım. Bunlardan biri de sosyal sorumluluk projeleri olan “İmza:Kızın", "İmza:Karın", "İmza:Ben" kitaplarıdır. Verdiği heyecan ve mutluluğun yanı sıra yazdığım satırların bana nasıl yeni ufuklar açacağını hayal bile edememişim.

Benzer yazılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir